DÜNYADA BİR İLK : YARATILIŞ MÜZELERİ

 

Dünya’da Bir İlk

     Dünya’nın ilk Yaratılış Müzesi Bilim Araştırma Vakfı (BAV)’nın ve Milli Değerleri Koruma Vakfı (MDKV)’nın ortak çalışmasıyla İstanbul’daki Halkalı Kültür Merkezi’nde açıldı. 8 Mart Cuma günü hizmete giren Müze’de sergilenen milyonlarca yıllık fosiller daha sonra pek çok merkezde daha halkın ilgisine sunuldu. 

Geçtiğimiz aylarda 700 akademisyenin başlattıkları imza kampanyasıyla yeniden gündeme gelen evrim tartışmaları ile açılışı aynı döneme denk gelen Yaratılış Müzeleri, Türkiye’deki evrimcilerin canını oldukça sıktı. Çünkü, kapsamlı olarak ilk kez İngiliz amatör doğa gözlemcisi Charles Darwin tarafından 1859 yılında ortaya atılan evrim teorisinin o tarihten beri en büyük kabuslarından birini fosil kayıtları oluşturuyor.

Bilindiği gibi evrim teorisi ilk canlı hücrenin cansız varlıklardan tesadüfler sonucu oluştuğunu ve bu ilk canlı hücrenin de güya küçük değişiklikler geçirerek zamanla balıklara, sürüngenlere, kuşlara ve memelilere dönüştüğünü iddia ediyor. Bu mantık örgüsünün doğruluğunu kanıtlayabilecek en temel delillerin fosil biliminden gelmesi gerekiyor. Çünkü eğer iddia edildiği gibi, bir canlı türünden bir başka canlı türüne geçiş yaşanmış olsaydı, her iki türden de özellikler taşıyan araform canlıları yaşamış olmalı ve yapılan kazılarda bu araformların fosilleri bulunmalıydı. Ancak yapılan sayısız paleontolojik kazıya rağmen, Darwin’in hayallerini süsleyen araform fosillerinden bir tane bile bulunamamış olması evrimcileri büyük bir çıkmazla karşı karşıya bırakıyor.

Yaratılış Müzelerini hizmete açan Bilim Araştırma Vakfı ve Milli Değerleri Koruma Vakfı evrim teorisine karşı uzun yıllardır yalnızca Türkiye’de değil tüm dünyada geniş çaplı faaliyetler yürütüyorlar. BAV Yönetim Kurulu Başkanı Tarkan Yavaş böyle bir müzeyi açmayı uzun bir zamandır planladıklarını ve İstanbul’un diğer merkezlerinde ve başka illerde de Yaratılış Müzesi açmayı planladıklarını dile getirdi. Tarkan Yavaş, 700 akademisyenin okullarda yalnızca evrim teorisinin okutulması, Yaratılışın okutulmaması gerektiği ile ilgili çıkışlarının bilimsel temelden uzak olduğunu, tamamen ideolojik kaygılardan ileri geldiğini ifade etti. BAV Başkanı, Akademik kariyere sahip kişilerin bilimsel olarak hiçbir geçerliliği olmayan bir teoriyi savunuyor olmalarının tek gerekçesinin ancak, bu kişilerin materyalizme olan koşulsuz inançları olabileceğini vurguladı. Evrim teorisinin yalnızca bilimsel olarak sönmüş bir teori olmadığını, toplumda ağır manevi tahribata yol açan çok tehlikeli ideolojik bir yönünün olduğunu belirten Yavaş, evrim teorisinin tamamen hayal mahsulü olduğunun bu sergiler ile bir kez daha açıkça ortaya konduğunu dile getirdi. Ayrıca Yaratılış Müzelerinin milletimizin ahlaki dejenerasyondan korunabilmesi için çok önemli bir hizmet göreceğine inandıklarını da söyledi.

Milli Değerleri Koruma Vakfı Başkanı Altuğ Müştak Berker ise Yaratılış Müzelerinin her geçen gün daha kapsamlı hale getirileceğini, evrim teorisinin hayal mahsulü açıklamalarına bu müzelerin çok güzel bir cevap teşkil ettiğini ifade etti. Berker, Yaratılış Müzelerinde yer alan, yaşları 400 milyon yıl önceye kadar uzanan ve yer katmanlarında taşlaşmak ya da amberler içinde kalmak suretiyle günümüze kadar sahip oldukları yapıları koruyan bu fosillerin evrim teorisini tamamen çürüttüğünü vurguladı.

Yaratılış Müzelerinde fosillerin dışında afiş sergisi ve çok sayıda büyük boy ışıklı pano da yer alıyor. Bu afişlerde ve panolarda evrim teorisini ayakta tutabilmek adına yapılan sahtekarlıklarla, canlılardaki kusursuz sistemlerle ve evrenin yaratılışıyla ilgili açıklamalar bulunuyor.



 
Ana Sayfa - Arkadaşına Gönder - E-mail