Türkmenler

Türkiye'nin eski "Musul Vilayeti"ne, yani Kuzey Irak'a bakışında çok önemli bir pay taşıyan bölge gerçeklerinin başında, kuşkusuz buradaki Türkmen soydaşlarımız gelmektedir. Sayıları 2 milyonu aşan, buna karşı geçmişteki Irak rejimleri tarafından çoğu zaman yok sayılan ve asimile edilmek istenen, uluslararası topluluk tarafından da garip bir şekilde gözardı edilen Türkmenlerin güvenliği, huzuru ve refahı, Türkiye açısından hem ahlaki hem de politik bir sorumluluktur.

Türkiye'nin bu konuda izlemesi gereken stratejiyi ve politikaları incelemeden önce, genel olarak Türkmenleri tanımak gerekir.

Bin yılı aşkın bir süredir Irak'ta yaşayan Türkmenler köklü bir geçmişe sahiptir. Osmanlılar döneminde yönetimde oldukça etkili olan Türkmenler, Irak halkının eğitimli ve aydın bir bölümünü oluşturmaktadır.

Türkmenlerin dağlık ve ova bölgeleri arasındaki coğrafi konumları, yaşadıkları bölgelerin çoğunlukla Kürt bölgeleri ile içiçe olması, bir yandan petrol zengini olan Kerkük'teki nüfus ağırlıkları ve diğer yandan da Kerkük'ün ulaşım açısından stratejik bir konuma sahip olması, Türkmenlerin siyasi istikrarı sağlamak için politik denklemlerde dengeleyici bir unsur olmalarını sağlayabilir.

Türkmenler Orta Asya'dan gelen bir Türk kavmidir. Türkmen adını MS 11. yüzyıldan bu yana kullanmışlardır. Önce Farsça olan "Türkmanend" kelimesi zaman içinde "Türkmen"e dönüşmüştür. Bu şekliyle de Fars tarihçisi olan Kalgırdizi'nin kitabında yer almıştır. Ayrıca Abu El-Fazıl El-Behkıy, "Oğuz" anlamına gelen Türk ifadesini tüm yazılarında kullanmıştır.

Tarihçi Ebu Sait, Türkmenler'in, Selçukoğulları Dönemi'nde Anadolu'yu fetheden Türklerin büyük bir nesli olduğunu yazar. Ona göre, Mezopotamya ve Horasan'da yerleşip İslam diniyle şereflenen, daha sonra Anadolu, Irak ve Ortadoğu devletlerine akımlar yapan Türkmenler, Oğuz Türkmenlerindendir. Türk boylarının en büyüğü olan Oğuzlar, tarihte en büyük imparatorluk sayılan Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğunu kurmuşlardır.

Türkmen adı hakkında birbirinden ayrı birçok görüş ortaya atılmıştır. Tarihçi Ebu Fida'ya göre bu ad, Türkmenlerin İslam'ı kabul etmesinden sonra doğmuştur. Türkmenlerin bu adı almasının nedeni, Horasan ve Mezopotamya Türklerinin Müslüman olduktan sonra "tercüman" diye adlandırılmalarıdır. Çünkü bu cemaat, Arap fatihleriyle Müslüman olmayan Türkler arasında tercüman olarak görev yapmıştır. Bu ünvan zamanla değiştirilerek Türkmen olmuştur. Bir diğer görüş ise "Türkmen" kelimesinin, "Türk" ve "iman" kelimelerinin birleşmesiyle doğan ve "İmanlı Türk" anlamına gelen bir ifadenin kısaltılmış hali olduğudur.

Tarihçi Derbülü, "Oğuzhan'a mensup olan bazı oymaklar Horasan'ın batısına göç ederek orada yerleşti ve babaları döneminden kalan sert şiveyi kullandıklarından dolayı Horasan halkı tarafından Türk'e benzer adını aldılar" demektedir. Rus Partold da bu konuda, "Türkmen adı aslı meçhul olan bir kelimedir. İlk defa MS 10. yüzyıla ait olan kitaplarda kullanılmaya başlanmıştır" demektedir. Tarihçi Dr. Faruk Somer'e ait bir görüş de, MS 10. yüzyılda İslam devletleri ile ticari ilişkiler sonucu Müslüman olan Oğuz oymaklarının çoğuna Türkmen adı verildiğidir. Bu ad geliştirilerek iki çağdan sonra Oğuz adı yerine kullanılmıştır. Türk tarihçisi Yılmaz Öztuna'ya göre ise, Müslümanlar "Türkmen" adını Müslüman Oğuz Türklerine vermişlerdir. Ayrıca bu kelime MS 11. yüzyılda Oğuz adının eş anlamı olarak göçebe Oğuz kabilelerine de verilmiştir.

Kısacası Türkmen kelimesinin Türklerin İslamiyeti kabul etmelerinden sonra Oğuz boylarına verilen bir isim olduğu konusunda pek çok tarihçi hemfikirdir. Bu kelimenin Müslüman Türkleri ifade etmek için kullanılması, Kuzey Iraklı Türkler ile Anadolulu Türkler arasında hiçbir fark olmadığını gösteren önemli bir gerçektir.


Irak'ta Türkmenlerin Tarihi Kökeni

Türkmenler Irak'a büyük topluluklar halinde hicret etmişlerdir. Bu hicret Horasan'a vali olarak gelen "Übeydullah Bin Ziyat" döneminde -yani hicri 54 yılında- gerçekleşmiştir. Übeydullah Türkmenlerden 2000 okçu ve savaşçı seçip Irak'a göndererek Basra'da yerleşmelerini sağlamıştır. Bu savaşçıları da Übeydullah, Basra'daki Irak limanına yapılan dış saldırılar ve Yemen'de isyan eden oymakları bastırmak amaçları ile kullanmıştır. Ayrıca bu Türkmenler, Araplarla karışıp Kuran-ı Kerim'in dili olan Arapça'yı öğrenmiş ve Allah'ın rızası için İslam düşmanları ile savaşmaya başlamışlardır. Yazılı belgeler, Übeydullah Bin Ziyat'ın, Türkmenleri askeri yerlere girip Basra'daki Irak limanını kurmak ve iç isyanını bastırmak gibi işlerinde kullanan ilk Arap önder olarak belirtirler.

Böylece Irak'a Türkmen hicreti askeri nedenlerden dolayı devam etmiştir. Daha sonra Irak'ta yerleşip ticaret, sanayi, ziraat ve siyaset gibi değişik işlerde çalışmışlardır. İşlerinde emanet ehli ve dürüst olan Türkmenler, Emevi Devleti'nin ilgisini çekip büyük bir kısmı orduda önemli görevlere gelmiştir. Bu sayede de Türkmenler, Emevi Dönemi'nden bu yana Irak ve Arap tarihinde önemli bir rol almıştır. Abbasi Dönemi'nde de bu etkinlikleri sürmüştür. Böylece Türkmenler birbirini takip eden dalgalar şeklinde Irak'a girip Abbasilerin çatısı altında Araplarla kaynaşmışlardır. Hicri 145 yılında Halife Ebu Cafer El-Mansur, Bağdat şehrini yapıp devletine başkent olarak tanıdıktan sonra, Türkmenlere de özel konut yerleri tahsis etmiştir.

Bu gerçekler, Osmanlı fetihlerinden asırlar önce de Irak'ta önemli bir Türkmen varlığı bulunduğunu göstermektedir. Bölgenin Osmanlı idaresine girmesinden sonra ise Türkmen nüfusu ve etkinliği daha da artmıştır. Osmanlı seferi ile çok sayıda Oğuz Türkü Irak'a girmiş ve yerleşmiştir. 1638 yılında IV. Murat'ın Bağdat seferinin ardından kent, Emevi idaresinden çıkarılmış ve Osmanlı'ya sadık olan Türkmenler buraya yerleştirilmiştir. Yeni gelen Türkler ve eskiden burada olan Türklerle aynı yerde yerleşip kaynaşmışlar ve böylece Irak'ta tek bir Türkmen etnik grubu oluşmuştur.

Türkmenlerin bölgedeki Araplar ve Kürtlerle olan ilişkileri de hemen her zaman dostane ve barışçıl olmuştur. Hepsi de ortak bir Müslüman kimliğinde birleşen bu üç halk, Osmanlı yönetiminde geçen asırlar boyunca barış ve huzur içinde yaşamıştır. Bölgede huzursuzluklar, çatışmalar ve baskılar ise, Osmanlı yönetiminin yıkılmasının ardından başlamıştır.


Irak'ta Türkmenlerin Durumu

Osmanlı'nın Musul vilayetinin İngiltere tarafından haksız bir biçimde Türkiye'den alınması, Türkmenlerin Anadolu'dan kopmalarıyla sonuçlanmıştır. Bunun sonucunda giderek daha fazla Arap milliyetçiliği temelinde tanımlanan bir ülkede azınlık durumuna düşmüşlerdir.


Türkmenler, Kerkük'te nüfus açısından önemli bir paya sahiptir.
Resimlerde Kerkük Kalesi görülüyor.

Türkmenlere karşı Irak devletinin tavrı zaman içinde değişikliğe uğramış ve istikrarsız bir seyir izlemiştir. 1925'te ilan edilen anayasada hiçbir etnik gruptan söz edilmediği gibi Türkmenlerden de söz edilmemiştir. Ancak 1932'de Irak devletinin İngiliz mandasından çıkarak bağımsızlığını kazandığı günlerde Irak'ın Milletler Cemiyeti'ne verdiği beyannamede; Irak Türkmenlerinin haklarının korunacağı, varlıklarının tanınacağı, kendi dillerinde eğitim yapmalarına izin verileceği, Türk dilinin Türk bölgelerinde resmi dil olmasının ötesinde, bu bölgelerde görev yapacak memurların mümkün olduğunca Türk kökenli olacağı konularında güvenceler verilmiştir. Çeşitli değişiklikler geçiren bu anayasa, krallık rejiminin yıkılması ve cumhuriyetin kurulması ile yerini 1958 Anayasası'na bırakmıştır. Yeni anayasa Irak'ı bir yandan Arap anavatanının bir parçası, diğer yandan ise Arapların ve Kürtlerin vatanı olarak gösterirken anayasada Türkmenlerden söz edilmemiştir.


Ortadoğu asırlar boyu devam eden bir istikrar, barış ve huzur dönemi yaşamıştır. Bölgede huzursuzluklar, çatışmalar ve baskılar ise, Osmanlı yönetiminin yıkılmasının ardından başlamıştır. Dünya basınının en önde gelen gazete ve dergilerinde de bu gerçeği doğrulayan haberlere rastlamak mümkündür.

Irak'ta 1925 yılında çıkan ilk anayasa Kürtçe, Arapça ve Türkçe olarak basılmıştır. 1950 yılında hükümet, okullarda Türkçe dilinin kullanılmasını azaltmaya başlamıştır. Daha sonra 24 Ocak 1970 tarihinde resmi bir kanunla ilkokulda Türkçe eğitim yapma kararı aldıktan bir yıl sonra aynı hükümet, aynı kararı yok sayıp okulları kapatarak Türkçe ile eğitim yapmayı yasaklamıştır.

Türkmenlerin en kötü dönemi ise, Irak halkının diğer unsurları için de son derece korkunç bir devir olan Baas iktidarıdır. Saddam Hüseyin'in kanlı rejimi ile özdeşleşen bu iktidar boyunca Türkmenler büyük baskılara maruz kalmıştır. Bazı liderler tutuklanıp yargılanmış ya da suni yargılarla hapiste yatmışlardır. Irak hükümeti devamlı olarak Türkmen nüfusunu azaltmaya çalışmıştır. Dolayısıyla şimdiye kadar Türkmen nüfusunu tespit eden tarafsız bir sayım yapılmamıştır. 1957 yılında yapılıp sonuçları 1959'da açıklanan sayımda Irak'taki Türkmenlerin sayısı yaklaşık 567.000 kişi olarak tespit edilmiştir. Bu, tüm Irak nüfusunun yaklaşık %10'unu oluşturmaktadır. Ama Irak Hükümeti her türlü yolu deneyerek bu gerçeği saklamaya çalışmıştır.


Nüfus Yapılanması

Bugüne kadar Irak'ta yayınlanan bütün istatistiki bilgiler, Bağdat'taki baskıcı rejimin asimilasyonist tutumu gereğince gerçek dışı rakamlardan meydana gelmiş ve Irak'ta yaşayan Türkler %2'lik bir oranla gösterilmiştir. Dolayısıyla yabancı araştırmacılar yayınladıkları eserlerinde ve özellikle ansiklopedilerinde hep bu yanıltıcı kaynaklara dayanmışlardır. İşin en ilginç yanı ise Türkmen nüfusu üzerindeki hesapların ustaca yapılmamış olmasıdır. Irak Planlama Bakanlığı'nın yayınlamış olduğu bilgiler ışığında, yönetimin iddialarını basit bir matematiksel hesapla çürütmek mümkündür. Irak Türkmen Cephesi'nin bir yayınında bu konuda şunlar yazılıdır:


Gülkent Parkı, Erbil
1981 yılı istatistik tahminlerine göre 1.227.025 nüfuslu Musul, 402.067 nüfuslu Selahattin, 567.957 nüfuslu Kerkük, 637.778 nüfuslu Diyala ve 632.252 nüfuslu Erbil gibi Türkmenlerin bulunduğu vilayetlerin nüfus toplamı 3.467.269'dur. Aynı tahminlere göre Irak'ın toplam nüfusu 13.669.689'dur. Irak'ta yayınlanan kaynaklarca Türk nüfusun %2'lik bir nispet ettiği iddia edildiğine göre, bölgede bulunan 3.467.269 nüfusun sadece 273.393'ü Türktür ki, bu da bölgeye göre %7.88'lik bir oran demektir. Yani Irak'ın Türklerle meskun vilayetlerinde "her 100 kişiden ancak 8'i Türk'tür" anlamına gelir. Ancak bölge gezildiği zaman bu rakamın gerçeklerden ne kadar uzak olduğu hemen göze çarpmaktadır. Hatta bazı vilayetlerde bunun tersini iddia etmek daha doğru ve daha mantıklı olur. Ayrıca 1960'a kadar Kerkük nüfusunun %95'inin Türk olduğu bilinmektedir. Ancak daha sonra güdülen Araplaştırma politikası nedeniyle on binlerce Arap ailesi Kerkük'e yerleştirilmiştir. Bunun yanısıra Kürtlerle meskun civar illerdeki köylerin yıktırılması, Kürtlerin de Kerkük'e göç etmelerine neden olmuştur. Dolayısıyla 1980'li yıllarda Kerkük'teki ezici Türk yoğunluğu zedelenmiş ve %95'lik oran %75'e düşürülmüştür.

1957 Krallık Dönemi'nde yapılan sayımda Irak'ta 500.000 Türkmenin yaşadığı belirtilmiş ve 1959'da yayınlanan sayım verileri, sayılarının 567.000 olduğunu göstermiştir. Irak'taki yıllık nüfus artış hızı, yapılan hesaplamalara göre %3.296'dır. 1959 yılını baz alarak bu verilere göre 1994 yılında Irak'ta yaşayan Türkmen sayısı ise: n P1 = P0 ( 1+t) 35 P1 = 567.000 (1+0.03296) P1 = 1.764.029 olarak bulunur, bu da Irak'ın iddialarını başka bir yöntemle çürütmektedir. Dolayısıyla, Irak'ta gelmiş-geçmiş iktidarlar ve özellikle Saddam Hüseyin'in baskıcı rejimi her ne kadar Türk nüfusunu gizlemiş ve az göstermiş olsa bile, Kerkük, Erbil, Musul vilayetleri, Selahattin ile Diyala'nın ilçe ve köyleri ile Bağdat'ta yaşayan 300.000 civarındaki Türkmen nüfusunun en düşük rakamla iki milyonun üzerinde olduğunu ispatlamaktadır.13


Türkmenlerin Yerleşim Bölgeleri

Irak'ta bin yılı aşkın bir zamandan beri varlık gösteren Türkmenler, ülkenin kuzey ve orta bölgesinde yaşamaktadırlar. Türkmenler günümüzde Musul, Erbil, Kerkük, Diyala ve Selahattin illerinin sınırları ile başkent Bağdat'ın birkaç mahallesinde de bir şerit boyunca yayılmış bulunmaktadırlar.

İngiliz İhtilali sırasında Erbil'in siyasi valisi olan W. R. Hay, bölge hakkında yazdığı bir kitapta şöyle demektedir: "Belli bir şerit üzerinde bazı şehirler vardır. Bu şehirlerde yerleşik vatandaşlar Türkçe konuşurlar. Bu şerit, çoğunluğu Kürt olan bölgeyle çoğunluğu Arap olan bölgeyi birbirinden ayırır. Kerkük, Türklerin yoğun olduğu merkezdir. I. Dünya Savaşı'ndan önce nüfusu 30.000 idi. Şehrin etrafında da Türkçe konuşulan birçok köy vardır."14



Kerkük şehri, Türkmenlerin en önemli yerleşim yeri olmasının yanısıra onların sembolü durumundadır. Resimlerde Kerkük'ten çeşitli görüntüler yer alıyor.

Türkmenlerin yerleştiği bölgeler Irak'ın kuzeyinin dağlık alanları ile orta ve güney bölgeleri arasındadır. Türkmenlerin yaşadıkları bölge, kuzey doğudan güney batıya kadar bir şerit şeklinde Irak'ın kuzey batısındaki Telafer'den güney doğusundaki Mendili'ye kadar uzanmaktadır. En önemli bölgeler de şunlardır:

1- Kerkük: Kerkük şehri, Türkmenlerin en önemli yerleşim yeri olmasının yanısıra onların sembolü durumundadır. Dünyanın en önemli ansiklopedik kaynaklarının başında gelen Encyclopedia Britannica, Kerkük'ü tarif ederken "şehrin nüfusu Türkmen, Arap ve Kürt soyundan insanlardan oluşur" demekte, yani Türkmenlerin en önemli etnik grup olduğunu kabul etmektedir.

Kerkük tarihte 'Kerhini' ve 'Kerhine' adlarıyla da anılmıştır. İslam tarihine de Hicret'in 5. yüzyılında girmiştir. 'Kerkük" adı ise Türkmenlerin Irak'ta kurduğu Karakoyunlu Devleti döneminde, başka bir deyişle Hicret'in 7. yüzyılında tanınmıştır.

2- Erbil: Erbil şehri Türkmenlerin eski yerleşim merkezlerinden biridir. Irak'ın kuzeyinde bulunan Erbil, kuzeyden Türkiye ve doğudan da İran ile sınırlıdır. Erbil şehri altın çağını 1190-1223 yılları arasında Sultan Muzafferettin Kukebri döneminde yaşamıştır. 1438 yılında da Türkmenlerin kurduğu Karakoyunlu Devleti'nin yönetimine girmiştir. Türkmenler sayı olarak Erbil'de çoğunlukta olmalarına rağmen şehrin etrafındaki Kürt köylerinden göçler nedeniyle zamanla ikinci duruma düşmüşlerdir.



Irak'ın kuzeyinde bulunan Erbil şehrinden çeşitli görüntüler

3- Selahattin: 1976 yılına kadar kentte Türkmenlerin varlığının bulunmadığı söylenmektedir. Ancak Kerkük şehrinden Tuz Hurmatu ve El-Beyyat köyleri, 1976'da kurulan Selahattin kentine idari olarak dahil edilmiştir. Şu anda Türkmenler, Tuz Hurmatu ve El-Beyyat köylerinde yaşamaktadırlar.

4- Musul: Irak'ta ikinci büyük kent sayılan Musul, önemli merkezlerden biridir. Musul da bir Arap ve Irak Türk şehridir. Nineva olarak da bilinen doğu Musul'da 250 bin Irak Türkü yaşamaktadır. Türkmenler, Türkiye'den 70 km uzaklıkta olan Musul'da kuzey ve kuzey batıya uzanan hatta, Telafer'in doğusundan ve Sincar'ın güneyinden başlayarak yerleşmişlerdir. Musul'un merkezi ve çevresinde yaklaşık 70 köyün bulunmasının yanısıra, bölgede 'Şebekler' olarak bilinen 50 köy daha yer almaktadır.



Musul'dan çeşitli görüntüler

5- Telafer: Türkiye'de genelde ismi az duyulan, az bilinen Telafer, aslında Türkmenler için çok önemlidir. Telafer'in nüfusu neredeyse tamamen Türkmenlerden oluşur. 300.000 Türkmenin yaşadığı Telafer, Musul iline aittir ve dünyanın en büyük ilçelerinden biridir. %92'si Türk olan ve 200'den fazla köyü bulunan Telafer, Musul'dan 70 km uzaklıktadır. Telafer'de, El-Beyat, Alabay, Seyitler, İlhanlılar, Muratlı, Şeyhler, Babalar, Çulaklar, Çelebiler gibi önemli Türkmen aşiretleri bulunmaktadır.

1947 istatistiklerine göre Irak Türklerinin %54'ünün kentli oldukları ortaya konulmuştur. Bu da bize Irak Türklerinin Irak'ın en aydın kesimini oluşturduğunu gösterir. Kerkük, Musul, Erbil, Altın Köprü, Hanekin ve Bağdat gibi yerlerde yaşayan bazı Türkmenler, ticaret ve küçük sanatlarla meşgul olup, bazıları çeşitli ticarethaneler açmıştır. Bazıları çinicilik, nakkaşlık, hattatlık, terzilik, marangozluk gibi yaygın mesleki alanlarda çalışmışlardır. Irak Türkleri gerek Osmanlı döneminde gerekse daha sonra gelen yönetimler zamanında da memuriyet görevlerinde bulunmuşlardır. Irak Türklerinin çalışan nüfusunun çoğunu memurlar oluşturmaktadır. Ancak 1980'den sonra, özellikle de 1991'den sonra memur Türkmenlerin çoğu, görevlerinden uzaklaştırılmıştır.


Saddam Rejiminin Türkmenlere Uyguladığı Baskı ve Zulüm

Irak genelinde 1920 yılından günümüze kadar Türkmenleri asimile etmek ve bölgelerini Araplaştırmak amacıyla (hatta kimi zaman da Kürtleştirmek) çeşitli yöntemlere başvurulmuştur. Açık yerlerde Türkçe konuşmayı yasaklamak ve hatta telefonda kendi ailesiyle konuşanları cezalandırmak gibi insan haklarına tamamen aykırı kararlar alınmış ve uygulanmıştır. Yüzlerce Türkmen köy ve kasabası çeşitli bahanelerle yıkılmış, Türkmen halkı başka yerlere göçe zorlanmış, Irak'ın güneyinde yüz binlerce Arap'ın Türkmen bölgelerine yerleşmesi için kendilerine karşılıksız teşvik primleri verilmiş ve arazi dağıtılmıştır.

Bu baskıcı politikalar, 1950'lerden itibaren Arap dünyasında giderek yükselen "Arap Sosyalizmi"nin Irak'taki yansımalarıdır. Bu ideolojinin en acımasız temsilcisi olan Sadddam Hüseyin döneminde ise (1980-2003), Türkmenlere uygulanan baskının dozu daha da artmıştır. Bu baskıların bazı örnekleri şöyle sıralayabiliriz:15

  • Birçok yerleşim yerinin Türkçe olan adları Arapçayla değiştirilmiştir.
  • Hamzalı, Beşir, Yayçı Kümbetler, Karahasan, Sarıtepe, Topuzova, Yahyaova ve onlarca Türkmen köy ve yerleşim yeri yıkılmıştır.
  • Devrim Komuta Konseyi'nin 29 Ocak 1976 tarih ve 41 no'lu kararı ile Kerkük ilinin adı Al-Tamim olarak değiştirilmiş ve en büyük ilçesi olan Tuzhurmatu, Saddam'ın doğum yeri olan Tikrit'e bağlanmıştır.
  • 20 Ekim 1981'de 1391 no'lu karar ile Türkmenlerin Güney illerine tehcir edilmeleri kararlaştırılmıştır. Bu karar son aylarda Kerkük'te yeniden uygulanmaya konulmuştur.
  • 27.09.1984 tarihinde 1081 no'lu karar ile Türkmenlerin arazilerinin istimlak edilerek güneyden getirilen Araplara dağıtılması sağlanmıştır.

  • 1950'lerden itibaren Arap dünyasında giderek yükselen "Arap Sosyalizmi"nin Irak'ta da yansımalarını görmek mümkündür. Bu ideolojinin en acımasız temsilcisi olan Saddam Hüseyin döneminde ise (1980-2003), Türkmenlere uygulanan baskının dozu daha da artmıştır. Ayrıca Saddam Hüseyin, Sünni bir aileden gelmiş olmasına rağmen Irak'taki Sünnilere karşı da şiddetli bir baskı ve zulüm politikası izlemiştir.
    Yine aynı konseyin 8 Nisan 1984 tarih ve 418 sayılı kararı ve 11 Eylül 1989 tarih ve 434 sayılı kararı ile Kerkük'te Türkmenlerin gayrimenkul satın almaları yasaklanmıştır.
  • Binlerce Türkmen, Irak yönetiminin insanlık dışı uygulamalarının kurbanı olmuştur. Bir o kadarı da kayıptır.
  • Irak yönetiminin ırkçı ve insanlık dışı uygulamalarının en açık örneği, Saddam kuvvetlerinin 31.08.1996'da KDP'nin daveti üzerine Erbil'e yaptığı baskın sırasında yaşanmıştır. Irak kuvvetleri ve güvenlik birimlerinin, Türkmen okullarına, kültür merkezlerine düzenlediği baskınlar sırasında 34 Türkmen öldürülmüş veya tutuklanmıştır. Tutukluların akıbeti hakkında bugüne kadar aileleri ve Türkmen cephesi sağlıklı bir bilgi elde edememiştir. Konu, BM İnsan Hakları Komisyonu'nun (A/51/496/ add.18 Kasım 1996) raporunda tescil edilmiştir.

Ülkede Türkmen varlığını yok etmek için uygulanan yoğun asimilasyon politikaları son zamanlarda etnik temizlik boyutuna varmıştır. Kerkük'ten uzaklaştırılan Türkmenlerin sayısı 2002 yılında 1000 aileyi aşmıştır. Bunların yerine Arap aileler yerleştirilmiştir. Türkmenleri göç ettirme ve yerlerine Arapları yerleştirme politikası çok eski bir politikadır ve Irak yönetimi tarafından yıllarca sistematik olarak yürütülmüştür.

Türkmenleri hedef alan diğer uygulamaların başlıcalarını sıralamak gerekirse:

  • Türkmenlerin kendi dilleri ile eğitim yapmaları yasaklanmıştır.
  • Resmi dairelerde bile aralarında ana dilleri ile konuşmaları yasaktır.
  • Türkmenlere gayrimenkul alım-satımı yasaklanmıştır.
  • Her türlü ticari aracın alım-satımı yasaklanmıştır.
  • Mahalle, köy ve şehirlerin Türkçe adları değiştirilmiştir.
  • Kerkük başta olmak üzere Türkmenlere ait verimli tarım arazileri yönetim tarafından istila edilerek yönetime yakın kişilere dağıtılmıştır.



  • (20 Nisan 2003, Türkiye Gazetesi)
    OSMANLI'YI ÖZLÜYORLAR

    Irak genelinde 1920 yılından günümüze kadar Türkmenleri asimile etmek ve bölgelerini Araplaştırmak amacıyla (hatta kimi zaman da Kürtleştirmek) çeşitli yöntemlere başvurulmuştur. Osmanlı Devleti'nin bölgeden çekilmek zorunda kalmasından sonra Türkmenler, sistemli bir şekilde katliamlara maruz kalmışlardır.

    Türkmen bölgelerinde, camilerde Türkmence vaaz ve hutbe verilmesi yasaklanmıştır. Dini tören ve toplantılar bütün Türkmen bölgelerinde yasaklandığı gibi, Irak'ın genelinde de yasaklanmıştır.
  • Türkmenleri göç ettirme politikası vahşice uygulanmıştır. Göç ettirilen Türkmenlere hiçbir tazminat ödenmediği gibi, gönderildikleri yerlerde kendilerine kalacak yer dahi gösterilmemiştir. Mülklerine yerleştirilen Araplara her türlü mali destek sağlanmış, arazi ve konut tahsis edilmiştir. "Arap Sosyalizmi" gözüyle dünyaya bakan Bağdat'taki otoriter Saddam rejiminin bu politikasında, kardeş halklar olan Türkmenler ve Araplar arasında husumet oluşturmak gibi sinsi bir amaç da vardır.
  • Kuzeyde güvenli bölgeye göç ettirilen Türkmenler de son derece zor şartlar altında yaşamıştır. Aileler, can güvenliği ve barınabilecekleri bir yer bulabilmek ümidi ile yasadışı yollardan sığınmacı kabul eden ülkelere gitmek için teşebbüs etmek zorunda kalmıştır. Bu tür teşebbüsler sonucunda birçok Türkmen hayatını kaybetmiştir. Örneğin 1997 yılında üç münferit hadisede onlarca Türkmen, Ege sularını geçmeye çalışırken boğularak can vermiştir.
  • Ekim 1997'de yeni bir nüfus sayımı yapılmıştır. Irak yönetimi ve güvenlik birimleri, Türkmenler arasında, "kendilerini Türkmen yazdıranların ellerinden her türlü vatandaşlık hakları alınarak sürgün edilecekleri" şayiasını yaymışlardır. Halk korkutulmuştur. Ayrıca, hazırlanan formlarda da Türkmen toplumu inkar edilmiştir. Bu nedenle birçok Türkmen, can ve mal güvenliği nedeni ile kayıtlara kendini Arap olarak yazdırmak zorunda kalmıştır. Saddam yönetimi, baskılarla elde ettiği bu sonucu gerçek kabul ederek ülkede Türkmen toplumunun yaşamadığını veya çok az sayıda olduğunu iddia etmiştir. Yukarıda anlatılan baskıların önemli bir kısmı BM İnsan Hakları raporlarında da yer almıştır.16


Yeni Yönetim Nasıl Olmalı?


(17 Nisan 2003, Milliyet)
Atatürk, gerek kişilik özellikleri gerekse üstün yöneticilik vasıflarıyla yalnızca Türk insanının değil, aynı zamanda bütün dünyanın sevgisini ve takdirini kazanmıştı.

Irak halkına 30 yılı aşkın bir süredir acı çektiren acımasız Baas diktatörlüğünün 2003 Nisanı'nda ABD müdahalesi ile yıkılması, Irak için yeni bir geleceğin başlangıcıdır. Ama bu gelecekte ülkedeki tüm etnik ve dini grupların haklarına saygı gösterilmesi zorunludur. Irak, ancak bu takdirde barış ve huzura kavuşabilir.

Türkmenlerin de dileği, demokratik, özgür ve güvenli bir Irak'ta yaşamaktır. Bunun için gerekli olan düzenlemeler, kendileri tarafından şöyle sıralanmaktadır: 17

  • Siyasal sistem; demokratik parlamenter rejim olmalıdır. Yönetim tarzı, temsili demokrasiye dayanan cumhuriyet olmalıdır. Bu yolla, parlamenter rejim aracılığıyla Irak Demokratik Cumhuriyeti'ni oluşturan toplulukların yönetimde nüfus oranlarına göre adil bir şekilde söz sahibi olmalarıyla gerçekleştirilebilir.
  • Irak'ın resmi dili, Irak halkının çoğunluğunu oluşturan üç topluluğa ait dillerdir.
  • Yasama organı; serbest, eşit, genel ve gizli oy, açık sayım döküm esaslarına göre, bağımsız yargı denetimi ve gözetimi altında, mevcut toplulukların nüfus oranına göre temsilini esas alan bir biçimde oluşturulmalıdır. Topluluklar kendi temsilcilerini doğrudan seçebilme hak ve yetkisine sahip olmalıdır.
  • Yürütme organı; parlamenter sistemin mantığına uygun olarak cumhurbaşkanı ve bakanlar kurulundan oluşur.
  • Cumhurbaşkanı, yasama organı tarafından nitelikli bir çoğunluk (üçte iki oran gibi) tarafından seçilmelidir.
  • Bakanlar kurulunda, bakanların dağılımında toplulukların nüfusuna göre temsili esas alınmalıdır.
  • Başbakan en fazla nüfusa sahip topluluk vekilleri arasından Cumhurbaşkanınca atanmalıdır. Nüfusa göre en fazla oya sahip ikinci ve üçüncü topluluk vekilleri arasından mutlaka birer başbakan yardımcısı seçilmelidir. Topluluklara ait başbakan yardımcıları, ilgili topluluk ekillerince kendi aralarından belirlenmelidir.
  • Irak'ın yönetim biçimi; merkezi idare esas alınarak yetkileri ve imkanları artırılmış mahalli idarelerden oluşur. Merkezi idarenin taşra teşkilatını oluşturan illerin yönetiminde yöneticiler, toplulukların oranları esas alınarak seçimle işbaşına gelmelidir. Mahalli idarelerin organları seçimle işbaşına gelmelidir. Mahalli idarelere bölgenin ihtiyaçlarını en iyi bir şekilde ve ülke çapındaki standartlarla da uyum içerisinde olmak şartıyla gerçekleştirilmesi için mali imkanlar tanınmalıdır.
  • Yargı yetkisi; Irak halkı adına bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından yerine getirilir. Yüksek yargı üyelerinin belirlenip atanmasında, toplulukların nüfusa göre temsili esas alınmalıdır.
  • Herkes kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez haklara sahiptir.
  • Herkes dil, din, ırk, mezhep, cinsiyet ve felsefi inanç ve kanaat farkı gözetilmeksizin kanunların uygulanması açısından eşit haklara sahiptir.
  • Topluluklar, kendi dilleriyle eğitim ve resmi merciler önünde kendilerini temsil ve savunma hakkına sahiptir.
  • Topluluklar, kendi dilleriyle kültürel etkinliklerde bulunma, sözlü ve yazılı yayın yapma hakkına sahiptir.
  • Fertler, inanç ve ibadet hürriyetine sahiptir. İnancından dolayı kimse kınanamaz ve cezalandırılamaz.
  • Herkes mülkiyet ve miras hakkına sahiptir. Mülkiyet hakkına ilişkin getirilecek olan sınırlamalar, kamu yararı amaçlı olmalıdır. Kamulaştırmanın yapılması zorunlu hallerde, kanunla belirtilen şartlara uyularak gerçek bedelinin ödenmesi esastır. Mülkiyet hakkını ihlal eden devlet kaynaklı geçmişteki uygulamalar ortadan kaldırılmalıdır. Kamulaştırma işlemlerinde, toplulukların demografik yapısını bozmayı amaçlayan uygulamalar yapılamaz.
  • Irak Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri ve Kolluk Güçleri'nin oluşumu ve yapılanmasında toplulukların nüfusuna göre temsili esas alınacaktır. Mahalli bazdaki mevcut silahlı unsurların varlığına son verilecektir.
  • Irak Cumhuriyeti uluslararası hukukun gereklerine uymayı ve anlaşmaları iç hukukunda uygulamayı kabul ve taahhüt eder.
  • Türkmen toplumunun büyük çoğunluğunun temsilcisi olan Irak Türkmen Cephesi, yukarıda açıklanan ve özetinde Irak'ta yaşayan bütün toplumların ve insanların her türlü (siyasi, idari, sosyal, ekonomik, kültürel vb.) haklarının anayasal güvence altına alındığı toprak bütünlüğü ve siyasi birliği korunmuş bir Irak'ın oluşturulması kararlılığındadır.

(19 Mart 2003, Vakit)
Acımasız Baas diktatörlüğününyıkılması, Irak için yeni bir geleceğin başlangıcıdır. Ama bu gelecekte ülkedeki tüm etnik ve dini grupların haklarına saygı gösterilmesi zorunludur.

Irak Türkmen Cephesi

Türkmenlerin siyasi hareket ya da partileri, 1970'li yılların sonunda ortaya çıkmıştır. Genel olarak bakıldığında Kuzeyde Kürtler ile Orta ve Güney Irak'taki Şiilerde olduğu gibi Bağdat yönetimlerine karşı muhalefet, Türkmenler arasında rastlanan bir olgu değildir. Ancak ülkede giderek artan gerilim, Türkmenlerin de kendi haklarını korumak için birlikte hareket etmeleri ihtiyacını doğurmuştur. Bugün Türkmen mücadelesinin bayrağı, Irak Türkmen Cephesi tarafından taşınmaktadır.


Hz. Ali'nin türbesi Necef'te bulunuyor ve bu mekanı, tüm müslümanlar mezhep ayrımı olmaksızın, saygı ve coşkuyla ziyaret ediyorlar.

24 Nisan 1995'te kurulan ve Türkmenlere ait parti ve kuruluşları birleştirmeye çalışan Irak Türkmen Cephesi, Irak Milli Türkmen Partisi, Türkmen Partisi ve Türkmen Birlik Hareketi'nin biraraya gelmesiyle kurulmuştur. ITC'nin hedefleri, Irak Türkmen halkı ve diğer halkların Irak'ın toprak bütünlüğü çerçevesinde meşru haklarına kavuşması, Irak'ta insan hakları ve özgürlükleri gözeten demokratik ve çok sesli bir rejimin kurulması, Irak'ta yaşayan tüm etnik grup, din ve mezhepteki halklara eşit bir biçimde muamele edilmesi ve siyasi-idari yapının eşitlik esaslarına göre yapılandırılmasıdır. Erbil'de kurulan cephe ilk kurultayını 4-7 Ekim 1997'de, ikinci kurultayını da 20-22 Kasım 2002'de gerçekleştirmiştir. ITC'nin Başkanı Sanan Ahmet Ağa'dır. ITC'nin kuruluşları ise şunlardır:

1- Türkmen Şurası: Şura'ya, Şura sekreterliği, denetleme ve disiplin kurulları bağlıdır.

2- Yürütme Konseyi: ITC Başkanı ve altı üyeden oluşan konsey Şura tarafından seçilir.

3- ITC daireleri: Siyasi ve Dış İlişkiler Dairesi, Güvenlik Dairesi, Enformasyon Dairesi, Eğitim ve Kültür Dairesi, Sağlık Sosyal ve Yardım Kuruluşları Dairesi, Araştırma ve Planlama Dairesi'dir.

ITC'ne bağlı Türkmen Birliklerinin genel müdürlüğü denetiminde olan birlikler de şunlardır:

Türkmen Kadınlar Birliği, Irak Türkmen Ögrenci Birliği, Irak Türkmen Gençler Birliği, Göçmenler Birliği, Türkmen Edebiyatçılar Birliği, Türkmen Sanatçılar Birliği, Türkmen Talebe Veliler Birliği, Türkmen Şehit Aileleri Birliği, Türkmen Özürlüler Birliği, Türkmen Memurlar Birliği, Türkmen Tüccarlar Birliği, Türkmen Ögretmenler Birliği, Türkmen Meslekiler Birliği, Türkmen Esnaflar Birliği.


13 Irak Türkmen Cephesi, www.turkmencephesi.org
14 Irak Türkmen Cephesi, "Nüfus Yapılanması", http://www.turkmencephesi.org/nufus_yapilanmasi.htm
15 Irak Türkmen Cephesi, "Türkmen Vizyonu", http://www.turkmencephesi.org/turkmen_vizyonu.htm
16 Bkz.(A/51/496/add.1 8.November.1996) ve (A/52/476/ 15.October.1997) Ek:3
17 Irak Türkmen Cephesi, "Türkmen Vizyonu", http://www.turkmencephesi.org/turkmen_vizyonu.htm

 
Ana Sayfa - Arkadaşına Gönder - E-mail - E-mail Listesine Kayıt