Vakfımız  tarafından 25 Mart 1998 tarihinde Cemal Reşit Rey Salonu'nda  "Kosova Sorunu ve Balkanların Geleceği" konulu bir panel düzenlenmiştir. Panelde içinde bulunduğumuz dönemde gündeme gelen Kosova Sorunu'nu gerçekçi bir zeminde ele almak ve Türk kamu oyununun dikkatine sunmanın yanı sıra,  istikrarsızlığa ve değişime son derece açık bir bölge olan Balkanların geleceğini tartışmaya açmak ve böylece Türkiye için geliştirilebilecek alternatif Balkan Stratejilerine zemin hazırlamak amaçlanmıştır.

KONFERANSA KATILAN KONUŞMACILAR 

Sn. Prof. Dr. Nevzat Yalcintas 
Aydınlar Ocağı Başkanı, Türkiye Gazetesi Başyazarı, İktisat Fakültesi Öğretim üyesi

Sn.Enver Tali
Kosova Cumhuriyeti Türkiye Temsilcisi 

Sn. Rafet Karyağdı 
Kosovalılar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi, Prizinen Derneği Başkanı 

Sn. Prof. Dr. Ömer Aksu
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi, değerli bilim adamımız

Doç. Dr. Hasan Ünal
Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi, değerli Balkan uzmanımız  


KONFERANSTAN NOTLAR

Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş 

"Kosova'nın itina ile Dayton anlaşmasının dışında bırakılmasından, Amerika'nın Türkiye’ye paralel olabilecek bir politika geliştirmekte olduğu anlaşılabilir. Öyleyse Türkiye'nin bu konuda net bir politikası olma durumundadır. Yani burada fazla sağa ve sola yalpalanmaya zannediyorum ki ihtiyaç yoktur. Peki yapılacak iş, destek söylenmiştir, bu politika şerefli, gerçekçi ve daimi bir politika olmalıdır. Sonuçta ara geçiş olarak çok geniş bir otonomi, yani bir Kosova Cumhuriyeti olacaksa, bu Cumhuriyetin eğer bu da Yugoslavya sınırları içersinde olacaksa, çok geniş bir otonomiye sahip olması lazım. Türkiye böyle bir  geniş otonomiye sahiptir. Kosova Cumhuriyetinin varlığını ortaya çıkarmak için kendi gayretlerini diplomatik anlamda, siyasi, eğitim, ekonomi ve enformasyon alanında, böyle bir cumhuriyetin ortaya çıkma lehinde ağırlığını koymalıdır."

Sn. Enver Tali

"Her şey, 1989 senesinde, Sırbistan’ın kuvvet sorunuyla parlamentoyu ortadan kaldırmasıyla, otonominin ve tüm özgürlüğün elinden alınmasıyla sona erdi, yani bir bakıma Kosova tamamen işgal altına girmiş oldu. 1989’daki bu hareketle Sırbistan Cumhuriyeti, bir paralel hükümet kurulmasına sebep oldu. Bu arada ne kadar devlet teşekkülü varsa kapatıldı, okullar kapatıldı, polis zoruyla bütün müesseselerin faaliyetleri durduruldu. TV, bütün yayınlar -gazeteler gibi, tüm medya tamamen kapatılmış oldu. Ancak bizler hükümetimizi yok etmedik, bütün teşekküllerimizle yine ayakta kaldık. Biz anayasamızı yaptık, oluşturduk, kendi devletimizi ve parlamentomuzu oluşturduk, başkanımızı ve bakanlıklarımızı oluşturduk. Sırp polisi ve Sırp ordusu, tarafından baskılar devam etti. Ama Kosova hiçbir zaman iflas etmedi."

Sn. Rafet Karyağdı

"Kalbimiz her zaman Kosovalılarla beraberdir. Kalbimiz kan ağlıyor, onların da ağlıyor, bizim de ağlıyor. Orada bir Kosova varsa, bizde de burada bir Kosova var. Ne kadar nüfusumuz Kosova’nın içinde varsa, bir o kadar da nüfusumuz burada vardır. Ama yalnız biliyorum ki, Türkiye’de yasayan 65 milyon Kosovalıyla beraber kalbi atan ve onlarla beraber bu davaya yürek vermiş olan bir Türkiye Cumhuriyeti var. Bu amaç doğrultusunda Kosovalı mağdurlara ve Kosova’daki hemşehrilerimize bir nebze yardımcı olabilmek için bir örgütlenme,  bir dayanışma örgütü kurmaya karar verdik. "

Prof. Dr. Ömer Aksu

"…Bir insan, bir kişi düşünün ki vatani için ölmeyi göze alabiliyorsa, o vatan ilelebet vardır, hiçbir zaman sıkıntıya girmez, herhangi bir işgale maruz kalmaz. Bugün Avrupa da toprağı için ölecek insani zor bulabilirsiniz. Onun için Türkiye’de herhangi bir endişe duymayın… Gerçekten de Türk Milleti, Allah’a bin şükür baktığımız zaman siyasi istikrarsızlık dışında bütün şartlara haiz ve bu bölgede söz sahibi olacak konumda durumdadır."

Doç. Dr. Hasan Ünal

"1989 yılında, 1990 yılında da Kosova’nın parlamentosunu kaldırıyorlar ve o parlamentonun önünde toplanan parlamenterler o zaman diyorlar: "Siz Yugoslavya’yı Yugoslavya yapan temel federal ruhu öldürdünüz." Bu sözleri, o zaman sadece Arnavutlar söylemiyor, işin ilginç yani Slovenler’de aynı şeyi söylüyor, Hırvatlar da ayni şeyi söylüyor ve üstelik Slovenler ve Hırvatlar, Kosova’daki ordunun içinde görev yapan askerleri tek taraflı olarak çekiyorlar ve Sırpları uyarıyorlar. Diyorlar ki: "Bir federal ünitenin, bir başka federal ünitenin toprak bütünlüğünü bozmaya, onun federal yapısını zedelemeye hakki yoktur". Siz böyle giderseniz Yugoslavya’yı parçalarsınız, çünkü Yugoslavya hassas bir federal mantık üzerine bina edilmiştir."


Konferanslarla ilgili geniş bilgi için
konferans@bilimarastirmavakfi.org

adresinden bağlantıya geçebilirsiniz.

Konferanslar Serisi >>>

 
Ana Sayfa - Arkadaşına Gönder - E-mail