OSMANLI VİZYONU
İLE
ERMENİ SORUNUNA
GERÇEK ÇÖZÜM

 

Yer: İstanbul Sepetçiler Kasrı - 30 Haziran 2005

Osmanlı döneminden günümüze kadar Ermeni vatandaşlarımız ile olan ilişkilerimiz diğer gayrı Müslim topluluklarda olduğu gibi sevgi ve saygı temeli üzerine oturmuştur. Buna rağmen son dönemde tarihi gerçekler çarpıtılarak iki toplum arasındaki ilişkiler uluslar arası alanda politika malzemesi olarak kullanılmaktadır. Bu gelişmeler karşısında Türk Milleti'nin birlik ve beraberliğe her zamandan daha fazla ihtiyacı vardır.

Bu düşüncelerle milli menfaatlerimizin ve tarihi gerçeklerin ışığında Ermeni meselesinin, konunun uzmanları tarafından aydınlığa kavuşturulacağı bu konferans tertip edildi.

Konferans Bilim Araştırma Vakfı camiasından İbrahim Tuncer'in sunuş konuşması ile başladı. Ardından saygı duruşu yapıldı ve İstiklal Marşı okundu. Toplantı, OSMANLI VİZYONU İLE ERMENİ SORUNUNA GERÇEK ÇÖZÜM konulu mültivizyon gösterisi ile devam etti.

Konferansa, ülkemizin önde gelen akademisyenleri, gazete sahipleri ve köşe yazarları, emekli paşalar, bürokratlar, iş adamları, çeşitli sivil toplum örgüt temsilcileri, yabancı ülke büyükelçilik ve konsolosluk görevlileriyle birlikte son derece geniş bir izleyici kitlesi katıldı. Özeti aşağıda verilen konuşmaların ardından, toplantı plaket töreniyle sona erdi.

Konuşmacıların üzerinde durdukları konuların özeti şu şekildedir.

 

Tarkan Yavaş (Bilim Araştırma Vakfı Başkanı)

Bugün birdenbire, birçok ülkenin parlamentosunda Ermeni soykırımı oylanarak kabul ediliyor. Türkiye'ye karşı psikolojik harekat metodlarıyla bir mücadele sürüyor. Buna karşı milli birlik ve beraberliğe her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Bu propagandalara karşı Türkiye'nin elbette etkin bir şekilde tarihi gerçekleri ortaya koyması ve uluslar arası alanda yanlış yönlendirmelerin önüne geçecek aydınlatma faaliyetleri yapması gerekir. Elimizdeki tarihi belgeler ve şanlı mazimiz bu tanıtımı hakkıyla ve başarıyla yapmamıza olanak veriyor. Türk Milleti olarak bizim uzmanlık alanımız, farklı kültürleri bir arada yaşatmaktır. Hataları değil güzellikleri konuşmak, yanlışları değil doğruları hatırlamak, ayrılıkları değil ortak noktaları bulmak günümüzde herkesin dört gözle beklediği barış, huzur ve esenlik ortamının tesis edilebilmesi için çok gerekli ve önemlidir. Bu nedenle yaraları deşmek yerine elbirliği ile örtmek hepimizin bir görevidir.

 

GÜRAY DEĞERLİ (TV Programcısı, Belgesel Yapımcısı, Military Science and Intelligence Strateji Editörü)

Karabağ'ın bağımsızlığına yönelik bir dayatmayla karşı karşıyayız. Ermenistan Cumhurbaşkanı Robert Koçeryan Ermeni meselesinin hem parçası hem de kırılma noktasıdır. Geçmişinde birçok terör örgütünün operasyonu gerçekleştirmiş olup PKK'ya da destek vermiştir. Ermenistan'daki Kürtler de Türkiye'den toprak talep etmektedir. Terör baskınlarını yapan Asala militanları hapisten çıktıktan sonra Ermenistan tarafından milli kahraman ilan edilmişlerdir. Koçeryan Karabağlıdır, yani Azerbaycan vatandaşıdır. Uluslararası anlaşmalara göre Cumhurbaşkanlığı meşru değildir. Radikal politikaları nedeniyle ülkesinin açlık sınırında yaşamasına neden olmuştur. Koçeryan'ın yönetimindeki Ermenistan'da okullarda Türklerden intikam almak üzere ant içilmektedir. Ermenilerin temel amacı sözde soykırımı uluslar arası platformda kabul ettirerek Türkiye'yi zor duruma sokmaktır. Bu sürecin son aşaması toprak ve tazminat talepleri olacaktır.

 

PROF. DR. NURŞEN MAZICI (Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi)

Aslında cumhuriyet dönemine devretmiş bir Ermeni sorunu yoktur. Bugün Türkiye'nin başında olan sorun bir Ermeni sorunu olmaktan çok bir soykırımın olup olmadığı sorunudur. Tehcir döneminde çok ciddi bir trajedi ile karşılaşıyoruz. Ermenilerin tehcir sırasında ölümlerinden dolayı İngilizlerin kurduğu Malta'da yapılan mahkemede İngiliz Kraliyet savcısı yeterli delil bulamadığı için yakaladıklarını serbest bırakmıştır. Yabancı komisyonların o dönemde yaptıkları araştırmalarda ölenlerin yüzde 85'inin Müslüman, diğerinin gayrı Müslim oldu anlaşılmıştır. Osmanlı'ya baktığımızda soykırım tanımı, mevcut duruma hiç uymamaktadır, çünkü Osmanlı'nın Ermeni'lere karşı bir antipatisi filan da yoktur, aksine özel bir sempatisi vardır. Tehcir Almanların dayatmasıyla yapılan bir hareketti, tehciri Osmanlı yöneticileri de eleştirmişti. O dönemde Ermenistan ittihat hükümetinden yardım istiyor, Osmanlı da 200 ton buğday veriyor, yani bu trajedi o dönem yaşanmış ve aslında kapanmıştır.

Emperyalistler her topluluğa Ermenilere, Kürtlere, Çerkezlere bu topraklarda devlet kurma vaadi vermiştir. Bu yüzden bu coğrafya kaynayan bir coğrafyadır, mesela Asala bitmiş, yerine PKK çıkmış, PKK zayıflamış arkasından Hizbullah çıkmıştır. Ermeni sorunu yapay olarak geliştirilmiş bir sorundur. Eskiden böyle bir sorun yoktu. Örneğin 1954'de Ermeniler Celal Bayar'ı hemşerimiz diye davet etmiştir. Böyle kritik ve hayati konulara BAV gibi MDKV gibi hükümetlerin yanında sivil toplum kuruluşlarının da sahip çıkması gerçekten önemlidir.

 

PROF DR. TÜRKKAYA ATAÖV (Uluslararası İlişkiler Uzmanı, Ermeni Meselesiyle İlgili 76 Kitabın Yazarı)

Tarihte ilk defa bir uluslar arası ceza mahkemesi kurulmuştur. Ermeniler de gitse, biz de gitsek bu mahkeme eldeki belgelere kesinlikle soykırım vardır diyemez. Ermenilerin kitaplarında nasıl Türkleri öldürdükleri geniş olarak sanki iyi bir şey yapmışlar gibi anlatılıyor. Bunlar uluslar arası platformda hiçbir zaman söz konusu edilmiyor. Onların kitaplarından birinin başlığında “1. Dünya Savaşı'nı müttefikler bizim sayemizde kazandı” demektedir. Yine kitabın içinde “öyle büyük ordular kurduk, öyle büyük silahlı mücadele yaptık ki bizim sayemizde savaş kazanıldı” şeklinde ifadeler yer almaktadır. Böyle yayınları yaptıkları halde yine de kendilerini “kurban edilmiş taraf” olarak görmekte ve göstermektedirler. Bu davranışın psikiyatrideki ismi “kurban edilmenin egoizmi”dir. Soykırım iddialarını sanki birer kanıtmış gibi ileri sürerler, ama tarihsel belgeler, deliller bunların tersini söylemektedir. Somut belge ve delillere dayanacak şekilde hüküm verecek bir mahkeme kurulsa soykırım iddialarının asılsızlığı açıkça ortaya çıkacaktır.

. Gerçekleri Avrupalı gazetecilere anlatıyoruz ama yazmıyorlar. Türklere karşı tek yanlı taraf hala daha devam ediyor. Türk kelimesinin tarifi uluslar arası sözlüklerde bile yıllarca “barbar, zalim, ikiyüzlü” gibi hakaretamiz sıfatlarla birlikte yer aldı. Bize sorduklarında Ermenilerin kabiliyetlerinden, sanata olan yatkınlıklarından, çalışkanlıklarından bahsederiz. Örneğin, 1913'te Osmanlı'da Dışişleri Bakanı bir Ermeni idi. Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerinde nüfus sayımlarını yapan kurumun başındaki kişi de Ermeni idi. Çok sayıda üst düzey yönetici, sanatçı Osmanı toplumu içinde ön plandaydı. Biz onların bu yönlerini vurgulamaktan çekinmiyoruz. Ama dünya çapındaki bu Türk aleyhtarı politikanın önünü almakta güçlükler çekiyoruz.

 

ALTUĞ MÜŞTAK BERKER (Milli Değerleri Koruma Vakfı Başkanı):

Ülkemiz, 600 yıl boyunca dünyaya adalet ve huzurla nizam getirmiş Osmanlı İmparatorluğunun mirasçısıdır. Osmanlı, coğrafyasında yaşattığı çok çeşitli gayri Müslim toplumlara her zaman adaletli ve hoşgörülü davranmıştır. Onlara din ve vicdan özgürlüğünü alabildiğine tanımıştır. Özellikle “millet-i sadıka” olarak adlandırarak güven duyduğu Ermeni vatandaşlarını da üst düzey devlet görevlerine, bakanlık ve paşalık makamlarına kadar getirmiştir. O dönemde bu uygulamalar batı toplumlarına örnek olacak niteliktedir. Ermeni vatandaşlarımız da günümüzde ve Osmanlı döneminde Türk Milleti'nin kendilerine sağladığı rahat ve huzurlu ortamda memnuniyetle yaşamışlardır. Sanatta ve bürokraside toplum içinde yükselmişler, saygı ve sevgi görmüşlerdir. Tarihte iki toplumun ilişkileri her zaman iyi olmuştur.

Tarihi ve coğrafyayı paylaşmış iki milletin ve şimdi iki ülkenin, bölgemizde sorunsuz, huzurlu bir yaşam sürmesi ve sağlıklı ilişkileri olması için, sözde soykırım iddialarından vazgeçilmeli, bu konu uluslararası bir siyaset aracı olmaktan çıkarılmalıdır. Yeni ve yapıcı bir döneme geçilmelidir.

Bu yapıcı ortamı kendiliğinden sağlayacak olan ruh, bölgemizde oluşacak bir birlik ortamıdır. Avrupa Birliği'ni kuran batı ülkeleri, kendi coğrafyalarında eskiden beri süregelen bazı anlaşmazlıkları böyle bir birlik sayesinde eritebilmişlerdir. Biz de aynı şekilde çağımızın ve bölgemizin önemli bir ihtiyacı haline gelen Türk-İslam Birliği'ni oluşturduğumuzda, önümüze getirilen bir çok sorun kendiliğinden çözülecektir. Türkiyemiz'in Kıbrıs konusu, Ermeni meselesi gibi önemli sorunlarının “gerçek çözümü, Türkiye'nin öncülüğünde Türk-İslam Birliği'nin kurulmasından geçmektedir.”

 

Toplantıya katılamayıp tebrik mesajı gönderenlerden bazıları;

  • Doc. Dr. Abdüllatif Şener (Devlet Bakanı, Başbakan Yardımcısı)
  • Cemil Çiçek (Adalet Bakanı)
  • Doç.Dr. Hüseyin Çelik (Milli Eğitim Bakanı)
  • Ali Babacan (Devlet Bakanı)
  • Atilla koç (Kültür ve Turizm Bakanı)
  • Recai Kutan (Saadet Partisi Genel Başkanı)
  • Muhsin Yazıcıoğlu (Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı)
  • Erkan Mumcu (ANAP Genel Başkanı)
  • Mehmet Elkatmış (Nevşehir Milletvekili)
  • Rıfat Hisarcıklıoğlu (TOBB Başkanı)
  • Atilla Maraş (Şanlıurfa Milletvekili)
  • Ali Müfit Gürtuna (İstanbul Belediyesi Eski Başkanı)
  • İsmail Alptekin (Ankara Milletvekili)
  • Ahmet Fevzi İnceöz (Eski Milletvekili)
  • Doç.Dr. Murat Mercan (Eskişehir Milletvekili)
  • İbrahim Hakkı Aşkar (Afyonkarahisar Milletvekili)
  • Nusret Bayraktar (İstanbul Milletvekili)
  • Kadir Topbaş (İstanbul Belediye Başkanı)
  • Mücahid Daloğlu (Erzurum Milletvekili)
  • Şevket Kazan (SP Genel Başkan Yardımcısı)
  • Mete Gündoğan (SP Genel Başkan Yardımcısı)
  • Çok sayıda sivil toplum kuruluşu

 

Toplantıya katılan konuklar arasında;

  • Adalet Eski Bakanı İsmail Müftüoğlu
  • Önce Vatan Gazetesi sahibi Abdullah Akosman
  • Güven Hareketi Başkanı Samim Uygun
  • Emekli Tuğ General Mehdi Sungur
  • Emekli Kurmay Albay Tahir Tümer Kumkale
  • Emekli Kurmay Albay İlhan Çiloğlu
  • Vakit Gazetesi Genel Koordinatörü Sami Özey
  • Todav Başkanı Ahmet Beyatlı
  • Prof. Dr. Cemal Anadol
  • Marmara Grubundan Ogan Soysal
  • Kıbrıs Milli Komitesi Başkanı Yakan Cumalıoğlu
  • Vakit Gazetesi yazarı Ali Eren
  • Avrasya Bir Vakfı Genel Müdürü Orhan Kiverlioğlu
  • Prof. Dr. İlhan Özay
  • Vakit Gazetesi Yazarı Metin Hasırcı
  • Prof. Dr. Niyazi Eruslu
  • Türkiye Gazetesi yazarı Resul İzmirli
  • Ortadoğu Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Kenan Akın
  • Ortadoğu Gazetesi yazarı Süleyman Doğan
  • Gazeteci yazar Nazife Abbaslı
  • Gazeteci yazar Levon Panos Dabağyan

 

Konferanslar Serisi >>>

 
Ana Sayfa - Arkadaşına Gönder - E-mail