MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI TALİM VE TERBİYE KURULU SAYIN BAŞKANLIĞI’NA

BAŞVURAN  : EĞİTİMCİLER BİRLİĞİ SENDİKASI Molla Şeref Mahallesi, Tomrukçu Sokak, No: 47 /1 Aksaray Fatih İstanbul

KONU      : 1859 yılında İngiliz amatör doğa gözlemcisi Charles Darwin’in ortaya attığı evrim teorisinin iddiaları, fizik, kimya, biyoloji, biyomatematik, biyokimya, genetik ve paleontoloji gibi farklı bilim dallarında günümüzün gelişmiş teknolojisi kullanılarak yapılan çalışmalar neticesinde elde edilen bilimsel bulgularla çelişmektedir.

1739 Saylı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 13. maddesinin I bendinde yer alan ‘Her derece ve türdeki ders programları ve eğitim metotlarıyla ders araç ve gereçleri, bilimsel ve teknolojik esaslara ve yeniliklere, çevre ve ülke ihtiyaçlarına göre sürekli olarak geliştirilir’ hükmü uyarınca, ilköğretim ve ortaöğretim ders kitaplarında evrim teorisinin canlılardaki kompleks yapıları açıklamaktaki yetersizliğini ortaya koyan bu bilimsel bulgulara yer verilmesi talebimizdir.

AÇIKLAMA         :

1- Evrim teorisi kapsamlı olarak ilk kez, amatör bir doğa gözlemcisi olan Charles Darwin tarafından 1859 yılında ortaya atılmıştır. Darwin’in teorisi, Türlerin Kökeni isimli kitabında kendisinin de ifade ettiği gibi yalnızca gözlem yapmaya ve mantık yürütmeye dayanmaktadır. Ancak bilhassa 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren bilim dünyasında yaşanan hızlı ilerleme neticesinde bulunan yeni tekniklerle yapılan deneyler, araştırmalar ve incelemeler sonucunda elde edilen bulgular, Darwin’in iddialarının ve varsayımlarının geçersiz olduğunu ortaya koymuştur.

2- Kimya, biyoloji, biyokimya, biyomatematik, genetik, moleküler biyoloji ve paleontoloji gibi pek çok farklı bilim dalında son dönemde elde edilen ve evrim teorisinin varsayımlarını yanlışlayan bilimsel bulguların başlıcaları, maddeler halinde işbu dilekçemize (Ek – 1)  olarak dikkatinize sunulmuştur.

3- Evrim teorisinin izahlarının günümüz bilimsel bulgularıyla örtüşmediği görüşü, bilim dünyasında gittikçe artan bir hızla yayılmaktadır. Bu durumun en somut göstergelerinden biri, Merkezi Amerika Birleşik Devletleri’nin Seattle şehrinde bulunanan Discovery Enstitüsü tarafından yayınlanan ‘ A Scientific Dissent From Darwinism – Darwinizm’e Bilimsel Bir İtiraz’ bildirgesine 500’ün üzerinde bilim adamının imza atmış olmasıdır. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT), Berkeley, Smithsonian, Cambridge, Princeton, UCLA gibi dünyanın en önde gelen üniversitelerinden 154 biyolog, 76 kimyager ve 63 fizikçi, evrim teorisinin mantık örgüsünün canlılarda var olan kompleksliği açıklamakta kesinlikle yeteriz kaldığı kanaatinde olduklarını, söz konusu bildirge vesilesiyle beyan etmişlerdir. Bildirgede imzası bulunan bilim adamı sayısının sürekli olarak artması sebebiyle, adı geçen Enstitü her üç ayda bir isim listesini güncelleyerek kamuoyuna tekrar sunmaktadır. Bu bildirgenin Haziran 2006’da www.dissentfromdarwin.org internet sitesinde yayınlanmış orjinal hali, işbu dilekçemize (Ek – 2) olarak bilgilerinize arz edilmiştir.

4- Aradan geçen 150 yıl içinde elde edilen bilimsel bulgular neticesinde hiçbir iddiası doğrulanmayan, aksine varsayımlarının geçersiz olduğuna dair sayısız veriye ulaşılmış olan bu teori, hali hazırdaki ders kitaplarında sanki doğruluğu kanıtlanmış bilimsel bir gerçek gibi anlatılmaktadır.  

5- Biyoloji bilimine ait bilgilerin anlatıldığı ders kitaplarında evrim teorisinin de bulunması gerekiyorsa, o takdirde bu teoriyi yanlışlayan bilimsel bulgulara ve delillere de aynı bölümlerde mutlaka doyurucu bir şekilde yer verilmesi gerekmektedir. Aksi yönde ( bu teorinin varsayımlarını çürüten bilimsel bulguların aktarılmadığı) bir eğitim gerçek anlamda “bilimsel” olmayacak, tam tersine yanıltıcı olacaktır. 

6- “Milli Eğitim” sistemimizin içeriği tespit edilirken dikkate alınması gereken çok önemli bir nokta da, bu teorinin kimi çevreler tarafından (izahları çürütülmüş olmasına rağmen) ısrarla ve yönlendirici bir çok propaganda yöntemine başvurularak ayakta tutulmak istendiği gerçeğidir. Bu gayretin tek nedeni, söz konusu teorinin Marksizm, komünizm, diyalektik materyalizm, Sosyal Darwinizm gibi ateist ideolojilere sözde bilimsel bir dayanak teşkil ediyor olmasıdır.

7- Bu nedenle, evrim teorisi yalnızca bilimsel geçerliliğini yitirmiş bir teori olarak algılanmamalı, bu teorinin benimsenmesinin sosyal hayatta çok büyük bir tahribata yol açtığı muhakkak göz önünde bulundurulmalıdır. Önemle belirtmek gerekir ki (tüm canlılığın tesadüfler sonucunda ortaya çıktığını öne süren) bu teori insanlara, güya bir hayvandan türemiş oldukları gibi son derece çarpık bir anlayışı aşılamaktadır. Teorinin çarpık mantık örgüsü, çocuklarımıza “sözdeata”ları olarak gösterilen hayvanlar gibi bir “yaşam savaşı” vermeleri gerektiği, “güçlünün güçsüzü ezmesinin bir doğa kanunu olduğu” gibi son derece ilkel ve bir o kadar da tehlikeli bir zihniyeti telkin etmektedir. Kuşkusuz, daha küçük yaşta bu telkinlerin etkisinde kalan çocuklarımızın iyi ahlaklı, vatanına milletine bağlı, sağduyulu bireyler olarak topluma kazandırılabileceklerini düşünmek gerçekçi olmayacaktır. Nitekim tarih, evrim teorisine inanan, Sosyal Darwinist zihniyetli kişilerin neden olduğu savaşlar, katliamlar, soykırımlar ile doludur. Hitler, Mussolini, Stalin, Lenin, Mao, Pol Pot gibi zorba diktatörler evrim teorisini benimsemişler (ki bunu ya konuşmalarında ya da yazdıkları eserlerde deklare etmişlerdir) ve  bu teorinin çarpık mantıklarını toplumlara da uyarlamaya kalkışarak milyonlarca insanın acımasızca katledilmesine sebep olmuşlardır.

8- Evrim teorisinin ‘yaşamın güya bir savaş alanı, fiziksel güç kullanarak üstünlük elde etmenin de sözde bir doğa kanunu olduğu’ gibi saldırganlığı ve ahlaki dejenerasyonu körükleyen mantıklarının, özellikle son dönemde okullarda ortaya çıkan gayri ahlaki eğilimleri ve şiddet içeren eylemleri de tetiklediği yadsınamaz bir gerçektir.

9- Ülkemiz’in güneydoğusunda hain eylemler düzenleyen bölücü terör örgütününün ideolojik zeminini komünizm, Marksizm ve Sosyal Darwinizm teşkil etmektedir. Bu ideolojilerin mantık örgülerinin sözde bilimsel temeli de evrim teorisidir. Kainatın ve tüm canlıların tesadüfler neticesinde, kendi kendine ortaya çıktığı, insanın da güya “çatışan bir hayvan”dan başka bir şey olmadığı şeklindeki çarpık fikirlerle zehirlenen gençler, masum insanlara kurşun sıkmakta sakınca görmeyen birer militan haline kolaylıkla gelebilmektedirler.

Bu problemin kökünden çözülebilmesi, gençlerimizin ancak vicdan ve sorumluluk sahibi birer birey olduklarını farkedebilmelerine imkan sağlayacak bir eğitim müfredatı ile mümkün olabilir.

10- Milli Eğitim müfredatı belirlenirken bu konuyla ilgili olarak dikkate alınması gereken çok önemli (ancak evrim teorisi savunucuları tarafından ısrarla gizlenmeye çalışılan) bir gerçek vardır. Evrim teorisini ortaya atan Charles Darwin, necip Türk Milleti’ne husumet besleyen, insanlarımızı sözde “yok olmaya mahkum”, gelişimini tamamlayamamış “aşağı bir ırk”ın mensupları olarak nitelendirmektedir. Darwin’in kişisel mektuplarını içeren ‘Life and Letters of Charles Darwin’ isimli Francis Darwin’e ait kitabın 1. cildinin 285-288’inci sayfaları arasında Darwin’in şu hezeyanları yer almaktadır:

‘...Avrupa ırkları olarak bilinen medeni ırklar, yaşam mücadelesinde Türk barbarlığına karşı galip gelmişlerdir. Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğine baktığımda, BU TÜR AŞAĞI IRKLARIN ÇOĞUNUN MEDENİLEŞMİŞ YÜKSEK IRKLAR TARAFINDAN ELİMİNE EDİLECEĞİNİ (YOK EDİLECEĞİNİ) GÖRÜYORUM

Bu cümleleri, yalnızca Charles Darwin’in Türk Milleti’ne olan şahsi husumetinin bir dışavurumu olarak görmek mümkün değildir. Günümüzde Darwinizm’i ve evrim teorisini benimseyenler, kimi zaman üstü kapalı olarak kimi zaman ise açıkça, Darwin’in bu çarpık görüşlerini paylaştıklarını ifade etmektedirler. Dünya genelinde Türk düşmanlığının yayılmasında, yola açtığı ırkçı fikirler nedeniyle büyük payı olan evrim teorisinin, kendi Ülkemiz’deki okullarda bilimsel bir gerçekmiş gibi anlatılması kabul edilemez bir hata olacaktır.

11- Bu itibarla ve ekte sunduğumuz bilgi ve belgeler ışığında, 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 13. maddesinin I bendinde yer alan ‘Her derece ve türdeki ders programları ve eğitim metotlarıyla ders araç ve gereçleri, bilimsel ve teknolojik esaslara ve yeniliklere, çevre ve ülke ihtiyaçlarına göre sürekli olarak geliştirilir.’ hükmüne dayanarak, ilk öğretim ve ortaöğretim ders kitaplarında evrim teorisine yer verilmesi halinde, bu teoriyi yanlışlayan bilimsel delillerin de öğrencilere aktarılmasını, bunun yanı sıra canlıların yaratılmış olduklarını teyit eden bilimsel bulguların da anlatılmasını, ders programlarının buna göre gözden geçirilmesini ve gereken düzenlemelerin yapılmasını talep ediyoruz.

Bu talebimizi destekleyen Akademisyenlerin listesi EK-3 de verilmiştir

 
Ana Sayfa - Arkadaşına Gönder - E-mail