BİLİM ARAŞTIRMA VAKFI VE MİLLİ DEĞERLERİ KORUMA VAKFI’NDAN :

TÜRK-İSLAM BİRLİĞİ’NE ÇAĞRI

ilanın büyüğü için tıklayın

21. yüzyılda yeryüzüne özlenen barış ve huzuru, Allah'ın izni ve lütfu ile Türk-İslam Dünyası'nın birliği getirecektir. Sevgi, kardeşlik, şefkat, hoşgörü, dayanışma ve muhabbet temeli üstüne kurulacak olan böyle bir birlik, yaşandığı bölgelere ekonomik refahı, demokratik yaşamı ve adaleti getirebilecek bir güçtür.

Türk-İslam ahlakının yaşanacağı bu birlik, aynı dil ve dinden insanların bir araya gelmesine vesile olurken, dilleri ve dinleri farklı olan insanları da şefkat ve adaletle kucaklayacaktır.

Türk-İslam Birliği, yaşanacağı bölgedeki geri kalmışlığı, fakirliği, cahilliği, kan dökülmesini, yıkım ve acıları dindirecek, bölgeye adaletin, barışın, zenginliğin, merhametin, bilimin, sanatın ve mutluluğun hakim olacağı bir anlayış getirecektir.

Mirasçısı olduğumuz Osmanlı İmparatorluğu adalet ve şefkat üzere kurulmuş böyle bir birliğin tarihteki en güzel örneğidir. Dünyanın büyük savaşlarla ve terörle mücadele ettiği günümüzde de Osmanlı'nın yönetim anlayışı örnek alınarak, tüm Türk-İslam devletlerinin ortak gayretleriyle insanların dostça ve kardeşce yaşayabildiği, barış ve güven dolu bir ortam yeniden oluşturulabilir.

Tüm Türk devletlerinin ve tüm İslam devletlerinin bir çatı altında toplanması, adalet, sevgi ve kardeşlik temeli üzerine bir araya gelmesi için, tarihte olduğu gibi bugün de, Türkiye Cumhuriyeti'ne öncülük görevi düşmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti'nin, kardeş ülke ve milletlere karşı hiçbir üstünlük iddiası yoktur, ancak bu coğrafyada yaşayan milletler, Osmanlı'nın mirasçısı olan Türkiye Cumhuriyeti'nden dirlik ve düzenin sağlanması için etkili bir ittifakın kurulmasına öncülük yapmasını beklemektedir. Milli, üniter devlet yapısı içerisinde, Türkiyemiz'in, bu ulvi görevi, tarihten gelen devlet tecrübesiyle, alçakgönüllülük, hizmet aşkı, sorumluluk bilinci ve ‘Müslümanların hadimliği' bakışıyla yerine getireceği inancındayız.

Aynı zamanda, bir NATO üyesi olan Türkiye'nin AB'ye de girmesi, Batı Dünyası ile Türk ve İslam devletleri arasında bir köprünün oluşmasını sağlayacak; bu durum, büyük bir zenginliğin, refahın ve huzurun yolunu açacaktır. Türkiye, yapacağı bu köprü görevi ile hem ekonomik hem de sosyal yönden ‘Altınçağ'ın başlamasına vesile olacaktır.

Yeryüzünde barış ve huzur ortamının tesis edilebilmesi için, sorumluluk sahibi herkesin bir an önce harekete geçmesi, karşılık beklemeden samimi bir çabayla bu birlikteliğin kurulması için gayret etmesi gerekmektedir. Bunun için ülkemizin aydınlarına, siyasetçilerine, akademisyenlerine, sivil toplum kuruluşlarına, gazeteci ve yazarlarına büyük sorumluluk düşmektedir.

Bilim Araştırma Vakfı ve Milli Değerleri Koruma Vakfı olarak, bizler de adalet, kardeşlik, sevgi ve merhamet üzerine kurulacak böyle bir birliğin oluşmasını can-ı gönülden temenni ediyoruz.



 
Ana Sayfa - Arkadaşına Gönder - E-mail