BÖLÜCÜ TERÖRÜN İDEOLOJİK TEMELİ OLAN DARWİNİZM ÇÖKMÜŞTÜR

Bu sayımızın büyük bölümünü, evrim teorisinin ve onun temeli olan materyalist felsefenin bilim karşısındaki yenilgisine ayırdık. Bunun nedeni, sözkonusu yenilginin, Türk Milleti’nin geleceği açısından çok önemli olmasıdır. Çünkü bugün Türkiye’nin en önemli sorunu olan bölücü terörün fikri altyapısı, evrim teorisinde yatmaktadır.

Evrim teorisi, ya da diğer adıyla Darwinizm, tüm canlıların dünya üzerinde rastlantılarla oluştuğunu iddia eder. Aynı teoriye göre, insanoğlu maymun-benzeri bir canlı türünden evrimleşmiştir ve dolayısıyla bir hayvan türüdür. Darwinizm, bir Yaratıcı’nın varlığını inkar ettiği için, insanın bir amacı ve sorumluluğu olduğunu da reddeder. Bu tür bir anlayışa sahip olan bir insan, bütün manevi değerlerden ve kutsal kavramlardan uzaklaşır. Nitekim evrim teorisini benimseyen bir kişi, kaçınılmaz olarak materyalist felsefeyi benimser. Materyalizm, yani “maddecilik” ise, insanı sadece maddi değerlere önem veren, her türlü idealist değerden uzak bencil bir birey haline getirir.

Ancak evrim teorisinin zararı sadece bireylere yönelik değildir. Bunun da ötesinde, yaydığı materyalist felsefe ile tüm bir toplumu hedef alır. Bunun birinci nedeni, materyalizmin devleti ve milleti ayakta tutan değerleri ortadan kaldırmasıdır. Sadece maddeye inanan insanların, adalet, sadakat, vatan sevgisi, aile değerleri, millet için fedakarlık gibi idealist kavramlara sahip olmaları mümkün olmadığı için, bu insanların oluşturduğu toplum kısa sürece parçalanır. 

Evrim teorisinin ve ondan kaynaklanan materyalizmin topluma verdiği ikinci büyük zarar ise, başta da belirttiğimiz gibi, devletin ve milletin bekasını hedef alan anarşist ve bölücü ideolojileri beslemesidir. Bu ideolojilerin başında komünizm gelir. Yüzyılı aşkın bir süredir dünyanın dört bir yanındaki pekçok kanlı rejim ya da örgütün ideolojisini oluşturan komünizm, bütün sözde bilimsel altyapısını evrim teorisinde bulmaktadır. Türkiye’nin üniter yapısını şiddet yoluyla ortadan kaldırmayı hedefleyen ve yıllardır Güneydoğu’da binlerce askerimizi ve polisimizi şehit eden bölücü terörün ideolojisinin komünizm olduğu hatırlanırsa, bu ideolojiyi besleyen evrim teorisinin önemi kendiliğinden ortaya çıkar.

Tüm bunlardan dolayı, Darwinizm ve ona dayanan materyalist felsefe, Türk milletinin siyasi ve sosyal düzeninin temel değerlerine yöneltilmiş en ciddi fikri tehdittir. Bu nedenle, bu teorinin ne kadar büyük bir safsata olduğunu ortaya koymanın, hem bölücü teröre karşı fikri mücadelede bulunmak, hem de Türk milleti’nin değerlerini korumak açısından çok önemli bir görev olduğu kanaatindeyiz.

Darwinizm’in ve Materyalizmin İddiaları

Tarihin en eski zamanlarından bu yana çeşitli düşünürler tarafından ortaya atılan evrim fikri, 19. yüzyılda yeni bir evreye girerek “bilimsel” bir görünüme büründü. Bu yüzyılın özelliği, yine eski bir düşünce olan materyalizmin çok sayıda taraftar toplamasıydı. Dahası materyalistler inandıkları felsefenin bilimsel bulgular tarafından doğrulandığı iddiasındaydılar. O dönemde yaygın kabul gören durağan evren modeline ve Freud’un geliştirdiği psikoloji modeline dayanarak, “bilim materyalizmi ispatlıyor” iddiasını ortaya atmışlardı. Darwin’in evrim teorisi ise, materyalizme en büyük katkıyı yaptı. Çünkü Darwinizm, canlıların nasıl oluştuğu sorusunun, sadece maddesel faktörlerle, maddenin kendi içindeki rastlantısal etkileşimlerle açıklanabileceğini iddia ediyordu.

19. yüzyılda gelişen bu sözde bilimsel materyalizmin temel bazı iddiaları vardı:

1. Evrenin hacim olarak “sonsuz” olduğu ve sonsuzdan beri var olduğu, dolayısıyla maddenin yaratılmadığı ispatlanmış bir gerçek gibi sunuluyordu.

2. Maddenin ve zamanın birer “mutlak” kavram oldukları, yani hep varolan, değişmeyen, sabit kalan esaslar oldukları savunuluyordu.

3. İnsan zihninin yine sadece maddesel faktörlerle açıklanabileceği, insanın madde-ötesi bir ruha sahip olmadığı öne sürülüyor, bütün zihinsel fonksiyonların maddeye indirgenebileceği iddia ediliyordu.

Bu materyalist iddialar pekçok insanın bu felsefeyi benimsemesine, Allah’ın varlığını ve dinin doğruluğunu inkar etmesine neden oldu. Evrim teorisi ise, materyalizmin en önemli dayanağı olduğu için, yaygın bir kabul gördü ve dünyanın dört bir yanında bilimsel bir gerçek gibi tanıtıldı.

Ama hiç bir yalan fazla uzun ömürlü olamazdı.


20. Yüzyıl Biliminin Bulguları

20. yüzyıl bilimi, evrimcilerin beklentilerinin aksine, evrimci-materyalist düşüncenin bütün iddialarını birer birer geçersiz kılan sonuçlar ortaya koydu.

Öncelikle, canlılığın maddesel faktörlerle açıklanabileceğini iddia eden evrim teorisinin tüm iddiaları, çağdaş bilimsel bulgular tarafından yalanlandı. Hayatın evrim teorisinin iddia ettiği gibi tesadüflerle ortaya çıkmasının imkansız olduğu ortaya çıktı. Ünlü biyofizikçi Dean Kenyon’ın ifadesiyle, “hayatın kimyasal detayları, moleküler biyoloji ve hayatın kökeni hakkında son yirmi otuz yıl içinde öğrenilenler... hayatın kökeni hakkında materyalist bir açıklama yapmayı giderek daha fazla imkansız hale getirdi.” Evrimcilerin varsaydığı ve türler arasındaki geçişleri ispatlamasını umdukları “ara form” fosilleri asla bulunamadı. “Evrim mekanizması” olarak sunulan doğa olaylarının ise hiç bir evrimleştirici etkiye sahip olmadıkları gözlemlendi.

Evrim teorisi böyle bir kriz içine girerken, öte yandan materyalist felsefenin diğer iddiaları da birer birer çürüdü:

1. Big Bang teorisine zemin hazırlayan bulgular, evrenin ne sonsuz büyüklükte olduğunu ne de sonsuzdan beri var olduğunu ispatladı. Aksine, evren bir zamanlar “yok” iken “var” olmuştu. Ve bu gerçek, evrenin ve evreni oluşturan maddenin “yaratılmış” olduklarını, mutlak varlık olmadıklarını gösteriyordu.

2. Einstein’in Rölativite Teorisi, madde gibi zamanın da mutlak bir kavram olmadığını, değişken bir algı olduğunu gösterdi.


3. İnsan zihnini maddeye indirgeyerek açıklamaya çalışan bütün materyalist teoriler büyük bir kriz içine girdi. Beynin detaylarının keşfedilmesi, beyinde hiç bir karşılığı bulunmayan zihinsel fonksiyonları ortaya koyarak, insan zihninin madde-ötesi bir varlığa, yani “ruh”a ait olduğu düşüncesini destekledi.

Tüm bu bulgular, evrim teorisini ve materyalizmi geçersiz kılarken, dinin öğrettiği gerçekleri ise doğruluyorlardı. 20. yüzyıl bilimi, 14. yüzyıl önce Kuran’da haber verilen; evrenin yoktan yaratılışı, zamanın izafiyeti, kader, canlıların yaratılışı ve ruhun varlığı gibi gerçeklerin doğruluğunu ortaya koydu.

Dergimizin sayfalarında evrim teorisini ve materyalizmi geçersiz kılan sözkonusu bilimsel gerçekleri inceleyeceğiz. Ayrıca, Bilim Araştırma Vakfı’nın evrim teorisinin yanlışlığını ortaya koyan bilimsel çalışmaları karşısında paniğe kapılarak yüzeysel bir takım “tepkiler” vermeye çalışan materyalist çevrelerin iddialarının cevaplarına da yer veriyoruz.

Tüm bunlardaki amaç, hem kişiler hem de toplum üzerinde yıkıcı etkiler oluşturan evrim teorisinin ve materyalist felsefenin gerçekte büyük bir aldatmaca olduğunu ortaya koymaktadır. Hedefimiz, Türk Milleti’nin bekasına yönelik en büyük ideolojik tehdit olan Darwinist dogmayı safdışı ederek, 21. yüzyılda “dünya gücü” olacak bir Türkiye’nin gelişmesine katkıda bulunmaktır.


Bölücü Terörün İdeolojik Temeli Darwinizm Çökmüştür...
Evren Yoktan Yaratıldı
Zamansızlık ve Kader Gerçeği
Göz ve Darwin
Fosiller Evrimi Reddediyor
Kuşların Hayali Evrimi ve Archaeopteryx Yanılgısı
Miller Deneyi Aldatmacası
Darwin Formülü
Bölücü Örgütün İdeolojisinin Sözde Bilimsel Dayanağı 
Savunma Sistemi

YAYINLAR

 
Ana Sayfa - Arkadaşına Gönder - E-mail - E-mail Listesine Kayıt