CUMHURİYETİMİZ 75 YAŞINDA

SUNUŞ

Bilim Araştırma Dergisi'nin bu ikinci sayısını, özellikle Cumhuriyetimize ve bize onu armağan eden Büyük Önder Atatürk'e ayırdık. Çünkü bize göre, Cumhuriyetin ve Atatürk ilkelerinin iyi anlaşılması, Türkiye'nin ve Türk Milleti’nin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır. 

Cumhuriyeti anlamak; tarihimizi, kültürümüzü bilmek ve geleceğimizi sağlam temeller üstüne bina etmek demektir. Zira, Türkiye'nin yaşadığı sorunlardan sıyrılarak, layık olduğu uygarlık seviyesine ulaşması için kuruluşundaki harcı iyi tahlil etmesi gerekir. Bu harç, 600 yıllık bir imparatorluğun asaleti ve tecrübesiyle yoğrulmuş, tarihe destanlar yazan bir bağımsızlık savaşıyla pekişmiş ve asrın devlet adamının yüksek dehasıyla son kıvamına gelmiştir.

Bugün yeryüzünde farklı ülkelerde farklı cumhuriyet modelleri vardır. Bir cumhuriyetin asıl anlamı ve amacını ise, ancak onun kurucusunun ilkelerine ve uygulamalarına bakarak anlayabiliriz. Eğer Türkiye Cumhuriyeti'nin kimliğini kavramak istiyorsak, mutlaka onun kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün ilkelerini bilmemiz gerekir. Atatürk, Türkiye'nin içinde bulunduğu durumu çok iyi tahlil ederek en isabetli kararları vermiştir. Onun sözlerine ve uygulamalarına baktığımızda, ülkemizin sorunlarına aranan çözümlerin ana mantıklarını rahatlıkla görürüz. Ancak bu çözümler uygulandığı zaman, Türkiye'yi sıkıntıya sokan sorunlar giderilecek ve ülkemizin önündeki tarihi fırsatlar değerlendirilecektir. 

Atatürk'ün bizlere bıraktığı "milliyetçi-muhafazakar" mirası ve bu mirasa sahip çıkılarak değerlendirilebilecek olan tarihi fırsatları dergimizin içindeki farklı yazılarda ele alıyoruz.

Öncelikle, Türkiye, Ortadoğu ve Balkanlar'ı asırlar boyu istikrar ve düzen içinde yönetmiş bir imparatorluğun mirasçısıdır. Bu miras, tarihin ve kültürün giderek daha önemli hale geldiği dünyada, Türkiye için büyük bir stratejik fırsat oluşturmaktadır.

Dahası, bugün toplam 150 milyon Türk dünyanın çeşitli coğrafyalarında yaşamaktadır. Adriyatik’ten başlayarak Çin’e kadar uzanan topraklarda yaşayan bu halklar, “Müslüman Türk Birliği”nin özlemi içersindedir. Müslüman Türk Birliği’nin Türkiye Cumhuriyeti’nin önderliğinde kurulması ise, müslüman Türk halklarının ortak beklentisidir. Zira bu büyük topluluk, dini, tarihi ve kültürel bağlarımız nedeniyle ülkemize son derece büyük bir güven duymaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin, kaynaştırıcı ve birleştirici özelliklerini kullanarak böyle bir birliğe önderlik etmesi elbette ki, çeşitli dinsel ve etnik farklılıkların şiddetli çatışmalara sebep olduğu dünyamızda çok büyük önem taşımaktadır. Dolayısıyla, tarihi sorumluluğun ülkemize yüklediği görev, önümüzdeki asrın “Müslüman Türk’ün Asrı” olmasını adeta zorunlu kılmaktadır.Ancak Türkiye'nin bu tür bir tarihsel rolü üstlenebilmesi için, elbetteki öncelikle kendi iç sorunlarını çözmesi, güçlü bir milli birlik duygusunu yerleştirmesi gerekmektedir. Bu noktada Türkiye'nin üniter yapısını ve milliyetçi kimliğini hedef alan bölücü ve anarşist akımların çözümlenmesi gereken ciddi bir problem teşkil ettiği açıktır. Bu akımlara karşı devletimizin başarı ve kararlılıkla yürüttüğü fiili mücadelenin yanısıra, aynı zamanda da fikri bir mücadele yürütülmesi gerekmektedir. Bilim Araştırma camiası, yürüttüğü tüm çalışmalarda işte bu fikri mücadeleye katkıda bulunma çabasındadır.

Bu fikri çabanın odak noktası, her türlü marksist, bölücü ve anarşist akımın dünya görüşlerinin temelini oluşturan materyalist felsefedir. Materyalizm, maddenin sonsuzdan beri var olduğunu ve maddeden başka bir şey olmadığını varsayar. İnsanları yalnızca maddesel çıkarlarını düşünen bireyler haline dönüştüren bu sapkın felsefe, hem dini inançları, hem de vatan sevgisi, toplum için fedakarlık gibi idealist kavramları yok eder. Dikkat edilirse devleti ve milleti ayakta tutan unsurların başında da bu kavramlar gelmektedir. Tüm bunlardan dolayıdır ki, materyalist felsefe, Türk milletinin ve devletinin bekasına yönelik en önemli fikri tehdittir.

Sözkonusu materyalist felsefenin hayat damarı ise, Darwin'in “evrim teorisi”dir. Bu teori, materyalizmi ayakta tutan yegane sözde bilimsel açıklamadır ve bu nedenle de dünyadaki tüm materyalistler bu teoriyi yaşatmak için büyük çaba harcarlar. 

Bilim Araştırma camiasının evrim teorisinin modern bilim karşısındaki çöküşünü göstermek için sarfettiği çabanın temeldeki hedefi ise, materyalist felsefenin dayanağını yok etmek ve böylece Türk Milleti'ni bu felsefenin yıkıcı etkisinden korumaktadır. 

Bu nedenle, bu sayımızda da, evrim teorisinin bilimsel çöküşüne değiniyoruz.

Amacımız, milli kimliğine, inançlarına, milli kültürüne daha bağlı olan, Atatürk'ün mirasına daha da güçlü bir biçimde sahip çıkan ve 21. yüzyıla damgasını vuracak bir Türkiye görmektir. Cumhuriyetimizin 75. yılı, bu ülküyle hepimize kutlu olsun. 

BİLİM ARAŞTIRMA VAKFI


 
Ana Sayfa - Arkadaşına Gönder - E-mail - E-mail Listesine Kayıt