ÜÇÜNCÜ KIBRIS KONFERANSI

CUMHURBAŞKANI SAYIN DENKTAŞ:

"BİZE GÜÇVERDİNİZ"

Bilim Araştırma Vakfı tarafından Kıbrıs'ta düzenlenen "Kıbrıs İçin Gerçek Çözüm" adlı konferansta Kıbrıs Davasına ve KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş'a tam destek verildi. Vakfımız üyeleri ile birlikte Türkiye'den aralarında, E. Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi, Kültür ve Ticaret eski Bakanı Agah Oktay Güner, Gazeteci Ahmet Taşgetiren, AKP Milletvekilleri Ahmet Uzer, İbrahim Aşkar, Mahmut Durdu ve Turhan Çömez, Devlet eski Bakanı Bekir Aksoy, TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Prof.Dr. Burhan Kuzu, Milli Gazete Yazıişleri Müdürü Ekrem Kızıltaş, Irak Türkmenleri Derneği Başkanı Prof.Dr. Ekrem Pamukçu, E. Tümgeneral Erol Özalp, Sağlık eski Bakanı Halil Şıvgın, Çevre eski Bakanı Hamdi Üçpınarlar, Devlet eski Bakanı Işılay Saygın, E. Kurmay Albay İbrahim Artuç, Aksiyon Dergisi Gen. Yayın Koordinatörü İbrahim Karayeğen, TBBM eski Başkan Vekili Kamer Genç, Emekli Tuğgeneral Mehdi Sungur, DYP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Göktürk, Devlet eski Bakanı Mehmet Keçeciler, İçişleri eski Bakanı Nahit Menteşe, BBP Genel Bşk.Yrd. Prof.Dr. Orhan Aslan, Merkez Valisi Rıdvan Yenişen, Emekli Tuğgeneral Rıza Begin, Devlet Eski Bakanı Prof.Dr. Sabri Tekir, E. Tümgeneral Sadık Öztekin, Milli Savunma eski Bakanı Vefa Tanır, Yeni Şafak Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Selahattin Sadıkoğlu, Aydınlar Ocağı Genel Sekreteri Zeki H. İbrahimoğlu, Önce Vatan Gazetesi Sahibi Abdullah Akosman ve Ortadoğu Gazetesi sahibi Zeki Saraçoğlu gibi isimlerin bulunduğu 160 kişilik bir heyet konferansa iştirak etti.

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın da katıldığı konferans KKTC Devlet Televizyonu Bayrak TV'de canlı yayınlandı. TRT ise konferansa geniş yer verdi.

Konferans Kıbrıs'ta özgürlük mücadelesi verirken hayatlarını kaybeden şehitlerimiz için bir dakikalık saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. BAV tarafından hazırlanan "Osmanlı İmpatorluğu'ndan bugüne Kıbrıs davasının geçirdiği evrelerin" anlatıldığı Kıbrıs belgeseli büyük ilgi gördü. Çeşitli Bakan ve Milletvekillerinin yanı sıra DYP lideri Mehmet Ağar vakfımız yetkililerine Kıbrıs Davasına katkılarından dolayı teşekkür etti ve başarılar diledi.

Annan Planı Tuzaklarla Dolu

Türkiye'den gelen heyet tarafından dakikalarca ayakta alkışlanan KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, konuşmasına Bilim Araştırma Vakfı'nın Kıbrıs davasına vermiş olduğu desteğe teşekkür ederek başladı. 1963-1974 tarihleri arasında Kıbrıs Türkü'nün büyük bir zulme maruz kaldığını belirten Denktaş, her gün Türkiye'nin kendilerini kurtarması beklentisi içinde yaşadıklarını söyledi. 20 Temmuz 1974'teki Kıbrıs Barış Harekatı ile yeniden doğduklarını söyleyen Denktaş, "Türkiye'den, Bilim Araştırma Vakfı'ndan ve Kıbrıs davamıza destek veren herkesten Allah razı olsun." dedi. Annan Planının Türkiye'deki bazı medya kuruluşları tarafından tam anlamıyla bilinmediğini söyleyen Denktaş, Annan Planı ile Kıbrıs'ın Girit gibi olacağının altını çizdi. Bilim Araştırma Vakfı öncülüğündeki Türk heyetini görünce çok duygulandığı söyleyen Denktaş, bu tür desteklerin kendilerine mücadele azmi aşıladığını söyledi.

BAV ile birlikte Türkiye'den gelen üst düzey heyet SAyın Cumhurbaşkanıile toplu fotoğraf esnasında
Milli Değerleri Koruma Vakfı Başkanı Altuğ Berker Türkiye'den gelen heyet, Lefkoşa-Magosa yolundaki Türk Şehitliği'ni ziyaret etti

Sayın Denktaş, eski Kültür Bakanı Dr. Agah Güner ve BAV Başkanı Tarkan Yavaş ile birlikte.

Cumhurbaşkanı Sayın Denktaş'ın bir saate yakın konuşması dakikalarca ayakta alkışlandı.
SAyın cumhurbaşkanı, BAV tarafından sunulan plaketi kabul buyurdular ve ardından Vakfın şerefe defterini imzaladılar.
   

BAV: Kıbrıs'ı Unutturmayacağız


BAV Başkanı Tarkan Yavaş

Bilim Araştırma Vakfı Başkanı Tarkan Yavaş konuşmasında Kıbrıs'ın kalkınmasının milli ve manevi değerlerin kalkınması ile gerçekleştirilebileceğini söyleyerek BAV'ın bu konuda kendilerine verilen her görevi büyük bir azimle yerine getireceğini söyledi. Burada konuşulanların unutulmayacağının altını çizen Yavaş, "BAV olarak Kıbrıs'taki Müslüman soydaşlarımızın bağımsızlık mücadelesinde ve temel hak ve özgürlüklerinin korunması noktasında ellerinden gelen tüm gayreti göstereceklerini ve yakın takipçisi olacaklarını" söyledi.

Ayrıca konferansta bir konuşma yapan Milli Değerleri Koruma Vakfı Başkanı Altuğ Berker, Ortadoğu'da, Balkanlar'da, Kafkaslar'da ve Orta Asya'da Türkiye'nin geniş bir hayat sahası olduğunu belirtti. Osmanlı İmparatorluğu'nun tarihsel mirasçısı olan Türkiye Cumhuriyeti'nin başta Kıbrıs olmak üzere tüm Türk ve İslam dünyasına yeniden nizam verebileceğinin altını çizdi.

Kısa bir konuşma yapan AKP Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez "Kerkük Türkmenlerinin, Doğu Türkistan'daki Müslüman Uygurların, Batı Trakya'daki Müslüman Türk azınlığın ve KKTC'nin, Türkiye'nin doğal birer parçaları olduğunu söyleyerek, buradaki soydaşlarımızın korunmasının Türkiye için tarihsel bir sorumluluk olduğunu" belirtti.

Lefkoşa'da Mehter Konseri

Konferansta Irak Türkmen Derneği Başkanı Ekrem Pamukçu, Doğu Türkistan Vakfı Başkanı Muhammed Rıza Bekin, İskeçe Müftüsü Mehmet Emin Aga, Milli Değerleri Koruma Vakfı Başkanı Altuğ Berker, Türkiye Gazetesi Yazarı Rahim Er, Girne Milletvekili Ertuğrul Hasipoğlu, TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, Kültür eski Bakanı Agah Oktay Güner ve E.Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi birer konuşma yaparak Kıbrıs'ı bekleyen tehlikelere dikkat çektiler ve Cumhurbaşkanı Denktaş'a destek verdiler. Konferans ödül töreni ile son buldu.

Konferansın ardından Lefkoşa-Magosa yolundaki Türk Şehitliğini ziyaret eden konferans heyeti, Rumlar tarafından katledilerek toplu mezarlara atılan soydaşlarımızı bir kez daha üzüntü ile andılar. Kıbrıs'taki etkinlikler bünyesinde Lefkoşa'ya götürülen Ankara Büyükşehir Belediyesi Mehter Takımı Lefkoşa Meydanı'nda bir konser gerçekleştirdi. İlk kez Mehter Takımı ile karşılaşan Kıbrıslı soydaşlarımız ve sınır kapılarının açılmasıyla KKTC'ye akın eden Rum turistler konsere büyük ilgi gösterdi.

TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Burhan Kuzu, Vali Rıdvan Yenişen, Milletvekilleri Ahmet Uzer, İbrahim Aşkar, Başnakan eski yardımcısı Mehmet Keçeciler, İçişleri Bakanı bve Başbakan eski Yardımcısı Nahit Menteşe, Kültür ve Ticaret Eski Bakanı Agah Oktay Güner, E. Tümgeneral Erol Özalp, Prof. Dr. Cahit Babuna, Gazeteci Ahmet Taşgetiren ve Engin Konuksever, SAyın Denktaş ile birlikte hatıra fotoğrafı çektirirken.
Türkiye Cumhuriyeti Kıbrıs Büyükelçisi ve KKTC Meclis Başkanı, Sayın Cumhurbaşkanı ile birlikte BAV Başkanı Tarkan Yavaş'ın konuşmasını ile ile dinlediler.
 
BAV'ın düzenlediği bu konferansın kendilerine çok büyük güç kazandırdığını ifade eden Cumhurbaşkanı Sayın Denktaş, konuşmasının ardından Bilim Araştırma Vakfı Başkanı Tarkan Yavaş ve Milli Değerleri Koruma Vakfı Başkanı Altuğ Berker'i sevgiyle kucaklarken.
TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Burhan Kuzu ve E. Tüm General Erol Özalp plaketlerini BAV Başkanı'nın elinden aldılar.
KKTC Derviş Başbakanı Sayın Derviş Eroğlu rahatsızlığı nedeniyle katılamadığı konferansımıza tebrik çelengi göndermiştir. Arka planda ise konferanstan önce yapılan Kıbrıs Barış Harekatı konulu fotoğraf sergisi görülmektedir.
Doğu Türkistan Vakfı Başkanı Eski Tuğgeneral Rıza Bekin Irak Türkmenleri Derneği Başkanı Prof. Dr. Ekrem Pamukçu

BAV'ın konferansı "Türkçülük Günü" olan 3 Mayıs 2003 tarihinde yapıldı. Salonda Trükiye Türkleri, Kıbrıs Türkleri, Irak Türkleri Temsilcileri, Doğu Türkistan Türkleri, Batı Trakya Türkleri, Balkna Türkleri ve Kırım Türkleri Temsilcileri vardı. Konferans adeta bir Türk Dünyası zirvesi mahiyetinde gerçekleşti.
Batı Trakya İskeçe Müftüsü Mehmet Emin Aga  

KIBRIS İÇİN GERÇEK ÇÖZÜM:
MİLLİ VE MANEVİ UYANIŞ

Kıbrıs'ın tarihini incelerken, öncelikle Kıbrıs'taki Türk halkının 19. yüzyıldan bu yana sürdürdükleri kahramanca direnişin hakkını teslim etmek gerekir. Kıbrıs Türkü, aynen bir zamanlar Balkanlar'ın en uç noktalarında Osmanlı'yı temsil eden Türkmenler gibi, Kıbrıs'ta Türklük adına bir uç beyliği olmuştur. Adayı Rumlaşmaktan, Rum yayılmacılığına yem olmaktan korumuş, Kıbrıs'taki Müslüman ve Türk varlığını göğüslerini siperek ederek muhafaza etmişlerdir. Kıbrıs Türkü'nün bu kahramanca direnişini ve başta Sayın Rauf Denktaş olmak üzere bu direnişin mücahidlerini saygı ve sevgiyle anmak, her Türk'ün görevidir.

Ancak Kıbrıs'ı Rumlaştırmak isteyen güçler, önlerindeki en büyük engel olan söz konusu güçlü Müslüman Türk kimliğini erozyona uğratmayı hedeflemektedirler. Kıbrıs'ta 2003 yılı başlarında yaşanan bazı gelişmeler ise, bu sinsi hedefte bazı mesafeler kat edildiğini göstermektedir.

Bu dönemde, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın gündeme getirdiği plana destek vermek, KKTC yönetimini bu planı kabul etmeye davet etmek için Kuzey Kıbrıs'ta bir dizi girişim düzenlenmiştir. Bunların en önemlileri, Lefkoşa'da düzenlenen iki ayrı mitingdir. Bu mitinglerin her ikisinde de "Kıbrıs'ta çözüm" çağrısı yapılmış, ancak haklı gibi gözüken bu çağrının altında bazı vahim mesajlar da verilmiştir. Mitinge katılanlar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin varlığına dolaylı da olsa karşı çıkmışlar, adada Rumlar ile ortak bir yönetim kurulması, Birleşmiş Milletler'in öne sürdüğü -ve Türk tarafına pek çok dezavantaj getiren- planın itirazsız kabul edilmesi çağrısında bulunmuşlardır. Atılan sloganlarda "Avrupa Birliği vatandaşlığı" ön plana çıkmış, "Müslüman Türk" kimliği üzerinde en ufak bir vurgu yapılmamıştır. Mitinglerin sembolik manzarası da dikkat çekicidir: Sayın Denktaş'ın Bayrak Televizyonu'ndaki açıklamalarında da vurguladığı gibi, mitinglerde hiç KKTC bayrağı açılmamış, Türk bayrağı dalgalandırılmamış, bunların yerine Avrupa Birliği bayrakları tercih edilmiştir. Hatta ikinci mitingde 1974 öncesinde var olan, Rum egemenliğindeki birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti bayrağı açılmıştır ki, her ne kadar tepki üzerine indirilmişse de, bu hareket adadaki "Türk kimliği"nin bekası açısından endişe verici bir alamettir.

Bu mitinglere katılanların sayısının 30 bine kadar çıktığı yönünde tahminler vardır. Adanın Türk nüfusunun 150 bin civarında olduğu düşünülürse, bu rakamın oldukça kayda değer olduğu görülebilir. Bu mitingleri ve bunlara katılan kitleyi küçümsemek, göz ardı etmek, mümkün değildir.

Yapılması gereken, ortada ciddi bir "kimlik erozyonu" olduğu gerçeğini kabul etmek ve bunun çözümlerini aramaktır. Bir kimlik erozyonunun yegane çözümü ise, o kimliği oluşturan değerlerin güçlendirilmesinden geçmektedir.

Bilim Araştırma Vakfı, söz konusu kimlik erozyonunun güçlü bir kültürel eğitim kampanyası ile karşılanması gerektiği kanaatindedir. Bunun için de öncelikle kimlik erozyonunun kaynaklarını tespit etmek gerekmektedir.

Öncelikle bu erozyonun kendiliğinden gelişen bir olgu olmadığını belirtmek gerekir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni ve adadaki Türk varlığını zayıflatmak için on yıllardır sistemli bir kampanya yürütülmektedir. Rumlar ve adayı Rum egemenliğinde görmek isteyen bazı Batılı mihraklar, Kuzey Kıbrıs Türkleri arasında olup da milli ve manevi değerlerini yitirmiş bazı insanları da kullanarak, Türk kesiminde yıkıcı propaganda ve psikolojik savaş yürütmektedirler. Özellikle 1974 öncesindeki Rum mezalimine tanık olmamış olan genç kuşak, bu propagandanın en önemli hedefidir. Son yıllarda bu propagandaya büyük hız verilmiş, adadaki Türk gençleri Batılı ülkelere götürerek, seminer adı altındaki bazı endoktrinasyon programlarına tabi tutulmuştur.

Bu kampanyanın en önemli boyutu ise medya alanındadır. Ne gariptir ki Kuzey Kıbrıs'taki bazı yayın organlarında Türkiye'yi sözde "işgalci devlet" diye tanımlama gafletini gösteren bazı aldatılmış kalemler olmuştur. Bazı gazeteler adeta Rum tezinin sözcülüğünü yapmakta, Türkiye'nin Kıbrıs'la olan ilişkisinin kesilmesini ve KKTC'nin sona ermesini savunmaktadır.

Lefkoşa'daki mitingleri düzenleyen, bu mitinglerle KKTC, Türkiye ve Türklük karşıtı sloganlar atan ve böylece bu mitinglere sadece barış dileğini ifade etmeye gelmiş masum insanlarımızı da kendi saflarındaymış gibi göstermeye çalışanlar, aynı kimselerdir. Rumların ve Batılı ülkelerin Kıbrıs politikasını yöneten Rum lobisinin birer beşinci kolu gibi faaliyet gösteren bu gibi kişilerin sayısı az, ancak etkileri büyüktür.

Peki nasıl olmaktadır da, Kıbrıs'taki kahraman Türk halkı içinde bir beşinci kol faaliyeti organize edilebilmektedir? Buna alet olanlar kimlerdir? Bu sorunun cevabını aradığımızda, kaçınılmaz olarak bir takım aşırı sol gruplarla yüzyüze geliriz.

Komünist ideoloji, Kıbrıs Rumlarından Türk kesimine bulaşmış bir ideolojidir. Bu ideolojinin Rumlar arasındaki temsilcisi olan Kıbrıs Komünist Partisi AKEL, ne ilginçtir ki aynı zamanda koyu Yunan milliyetçisi ve Enosis yanlısıdır. AKEL'in ideolojisinden etkilenen bazı Kıbrıslı Türkler ise, milli bilinçlerini yitirerek, enternasyonalizm adına aslında bilmeden Rum menfaatlerine hizmet eder hale gelmişlerdir. AKEL'in Kuzey Kıbrıs'taki uzantısı sayılabilecek olan bazı organizasyonlar, Türklük ve Türkiye aleyhine propaganda yürütür durumdadır. Bir zamanlar Sovyet Rusya tarafından desteklenen bu aşırı sol gruplar, komünizmin yıkılmasının ardından, Kıbrıs üzerinde Yunan egemenliğini destekleyen Batılı güçlerin yönlendirmesi altına girmiştir.

İşte KKTC'nin lağv edilmesi, Kıbrıs'ın Rum egemenliği altında birleşmesi gibi görüşleri savunan Türkler, genelde hep söz konusu aşırı sol kesimin üyeleri veya bu kesimin telkinlerinin etkisinde kalan insanlardır.

Bilim Araştırma Vakfı, sorunun bu fikri ve ideolojik yönüne büyük önem vermekte, çözümün de buradan geçtiğine inanmaktadır.

BAV'ın Çalışmaları

Bilim Araştırma Vakfı bu gerçeklerin bilincinde olduğu için, Devletimizin ve Milletimizin bekası için çok temel bir mesele olarak gördüğü bu tehlikeye, yani materyalizme karşı fikri bir mücadele vermiştir ve vermeye devam etmektedir.

BAV, materyalist felsefenin ve Karl Marx'ın deyimiyle, onun en önemli bilimsel dayanağı sayılan Darwin'in evrim teorisinin geçersizliğini milletimize anlatmayı bu nedenle kendisine görev edinmiştir. Vakıf, bu amaçla geçtiğimiz yıllar içinde Türkiye tarihinde eşi görülmemiş bir kitlevi eğitim seferberliği yürütmüştür:

1) 1998 yılından bu yana Evrim Teorisinin Çöküşü ve Yaratılış Gerçeği başlıklı BAV konferansları, Edirne'den Ardahan'a kadar Türkiye'nin hemen hemen tüm illerinde ve pek çok büyük ilçesinde düzenlenmiştir. 500'ü aşkın konferansa ve 1000'in üzerinde multivizyon gösterimine toplam 300 binden fazla vatandaşımız katılmış, anlatılan gerçekleri büyük bir ilgi ve coşkuyla izlemiştir.

2) Bilim Araştırma Vakfı sözcüleri sadece Türkiye'de değil; Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Kanada, Almanya, Endonezya, Malezya, Singapur, Azerbaycan, Brunei, Hollanda gibi pek çok önemli ülkede, tüm izleyenlerin Türklere ve Türkiye'ye olan hayranlıklarını artıran başarılı ilmi konferanslar tertip etmişlerdir. Bir köşeyazarımız (Sn. Hüseyin Üzmez), BAV'ın uluslararası çalışmalarının anlam ve önemini şöyle ifade etmektedir: " (BAV) adı altında gençler, kendilerini İslâm Türk Mefkûresine vakfetmiş durumdalar. Yurt içi ve yurt dışında, yani dünyanın her tarafında konferanslar veriyorlar. Gittiğimiz her yerde onların faaliyet ve başarılarını duyuyoruz. Turizm ve Tanıtma Bakanlığının işini adeta tek başına onlar yapıyorlar.

3) BAV; evrim teorisinin çöküşü, materyalist felsefenin geçersizliği, milli ve manevi değerlerin önemi, ahlakın birey ve toplum yaşamındaki önemi gibi son derece önemli konularda bugüne kadar pek çok kültürel eğitim programı düzenlemiş, süreli yayınlar çıkarmıştır. Vakıf camiası mensupları; günlük gazetelerdeki yazılar, televizyonlardaki kültürel programlar, belgesel filmler, internet siteleri ve teknolojinin sağladığı tüm imkanları seferber ederek, inandığı mukaddes değerleri toplumumuza sunmaya ve bunlara yönelik fikri tehditlere cevap vermeye çalışmışlardır.

Bilim Araştırma Vakfı'nın yürüttüğü ve yürütmeye devam ettiği tüm bu kültürel hizmetler, ülkemizin bugününe ve geleceğine önemli bir katkı sağlamıştır. Özellikle genç neslimizin pek çok fikri buhranla yüzyüze olduğu, değer yozlaşması içinde bocaladığı bir devirde, BAV camiası, çağın gerekleriyle uyum içinde bir dindarlık ve vatanperverlik anlayışı ortaya koyarak pek çok insanımıza moral kaynağı olmuştur.

Bilim Araştırma Vakfı'nın Kıbrıs meselesine bakışında da söz konusu kültürel değerleri temel alan yaklaşım egemendir. BAV, Türkiyemizi hedef alan değer yozlaşmasının ve kimlik erozyonunun adadaki soydaşlarımızı da hedef aldığını düşünmektedir. Ve bu tehditlere karşı tüm Türkiye çapında yürüttüğümüz kültürel hizmetin benzerlerinin, Kıbrıs'ta da yürütülmesi gerektiği kanaatindeyiz.

Kıbrıs İçin Kültürel Kampanya

Bu kültürel hizmetlerle, Kuzey Kıbrıs Türkü; sahip olduğu Türk kimliği, Müslüman kimliği ve Osmanlı mirası konusunda modern kitle iletişim araçlarıyla bilinçlendirilmelidir. Müslüman-Türk kimliğinin neden bir gurur ve şeref vesilesi olduğunu, bu kimliği taşıyan insanların asırlar boyunca tüm dünyaya nasıl nizam verdiğini kavramalıdırlar.

Bu Kampanya Çerçevesinde;

1) Kıbrıs'ın tüm gazete ve dergilerinde ve başta Kıbrıs resmi devlet televizyonu Bayrak TV'de ve Bayrak Radyo'da yoğun bir kültürel seferberlik yürütülmeli; Türk tarihi, Osmanlı tarihi, Müslüman-Türk ahlakı, 1974 öncesinde Kıbrıs'ta yaşanan olaylar, 1974'teki Barış Harekatı'nın Kıbrıs halkına kazandırdıkları gibi önemli konular; açık, anlaşılır, düzeyli ve kaliteli yazı ve yapımlarla halka anlatılmalıdır.

2) KKTC'nin dört bir yanında, özellikle üniversitelerde konferanslar düzenlenmeli, üstte sayılan konular insanlara yüzyüze anlatılmalı, onların bu konudaki görüşleri değerlendirilmeli, soruları yanıtlanmalıdır.

3) Kuzey Kıbrıs halkının bir bölümünü rahatsız eden birtakım hatalı politikalar ve uygulamalar varsa, bunlar da bir an önce düzeltilmeli, halkın KKTC'ye ve Türkiye'ye olan güvenini perçinleyecek sosyal politikalar geliştirilmeli, insanların sorunlarına çözümler getirilmeli, halk bu çözümleri "Güney'le entegrasyon"da aramaktan kurtarılmalıdır. Devlet yönetiminde, halka karşı şefkat ve anlayış egemen olmalı, sorunları olan kesimlerle yakından ilgilenilmeli, Kıbrıs'ın gelişimi için girişimcilerin önüne fırsatlar açılmalıdır.

Bu konularda devletimizin ve KKTC'nin sivil toplum örgütleriyle iş birliği yapması gerektiği ise açıktır. Devletimiz kuşkusuz gerekli politikaların belirlenmesi ve uygulanması konusunda gerekeni yapacaktır, ancak kültürel kampanyalar en iyi ve etkili biçimde gönüllü sivil toplum kuruluşları tarafından yürütülebilir. Bu konuda tecrübe ve birikim sahibi olan vakıf ve dernekler, göreve çağrılmalı ve desteklenmelidir.

Bilim Araştırma Vakfı, bu konuda üzerine düşen görevi yapmaya, tüm Türkiye'de büyük bir azim ve hizmet aşkıyla yürüttüğü kültürel eğitim kampanyalarını Kuzey Kıbrıs'ta da yürütmeye taliptir.

Eğer bu çalışmalar başarılı ve etkili bir biçimde yürütülür, devletimiz bunun için gerekli desteği sağlarsa, o zaman Kuzey Kıbrıs'taki "kültür erozyonunun" da kısa sürede önü alınacaktır. Ve Kuzey Kıbrıslı soydaşlarımız, kendilerini Avrupa Birliği bayrağı açmaya iten yanılgıdan sıyrılarak, yeniden Ay-Yıldız altında onur, mutluluk ve güven bulacaklardır.  

ÖNSÖZ
KIBRIS KONFERANSLARI
BİRİNCİ KIBRIS KONFERANSI
İKİNCİ KIBRIS KONFERANSI
ÜÇÜNCÜ KIBRIS KONFERANSI
KIBRIS KONFERANSINA BASINDAN YANKILAR
KIBRIS KONFERANSI İÇİN BAV'A HİTABEN YAZILAN TEBRİK YAZILARI
KIBRIS İÇİN KÜLTÜREL KAMPANYA
"MUSUL-KERKÜK VE TÜRKMENLER İÇİN GERÇEK ÇÖZÜM" KONFERANSI
"DİNLER TERÖRÜLANETLER" KONFERANSI
"OSMANLI VİZYONU İLE BALKANLAR’A BAKIŞ" KONFERANSI
KOSOVA SORUNU VE ERMENİ SOYKIRIMI İDDİALARI HAKKINDAKİ KONFERANSLAR
SONUÇ

 

 
Ana Sayfa - Arkadaşına Gönder - E-mail - E-mail Listesine Kayıt