PDF formatında görüntülemek için tıklayın

AYDIN DOĞAN'A AÇIK MEKTUP

Kızım Alev Ulaşoğlu, kamuoyunda Bilim Araştırma Vakfı davası olarak bilinen davada yargılanmış olan kişilerden biridir. Kendisi, BAV davasında yargılanan diğer kişiler gibi, yanlarında avukatları olmadan, baskı ve zor altında imzalatılan ve hukuken delil olarak kabul edilmeyen emniyet ifadeleri dayanak alınarak 9 Mayıs 2008 tarihinde 3 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Son derece iyi eğitim görmüş olan, daha önce karakol dahi görmemiş, sicilinde trafik ya da vergi cezası dahi bulunmayan, çevresinde terbiyesi, efendiliği, güzel ahlakı ile tanınan canım evladımın, kendisi ile aynı güzel ahlaki değerlere sahip olan tertemiz insanlarla birlikte bu cezayı almasında kuşkusuz ki bir kısım basının ve yıllardır Bilim Araştırma Vakfı'nın kültürel faaliyetlerini engellemeye çalışan masonların etkisi büyük olmuştur. Bu yönde yoğun faaliyette bulunan bir kısım basının kuşkusuz ki en önemli temsilcileri, sizin medya grubunuza dahil olan yayın organları olmuştur.

Şu anda sevgili kızım 3 yıl hapis cezası almış durumdadır. Fakat bunun nasıl olabildiğini anlamam bir türlü mümkün olamıyor. BAV davasında gerçekleşen olaylar bu kararı anlaşılmaz kılmaktadır. Aynı iddialar ve aynı deliller üzerinden yargılanan BİRİ ÖRGÜT YÖNETİCİSİ OLARAK SUÇLANMIŞ BULUNAN BEŞ KİŞİ BU DAVADA BERAAT ETMİŞTİR. Bu beraat kararı, KENDİ KIZIM DA DAHİL OLMAK ÜZERE BU DAVADA YARGILANMAKTA OLAN HERKESİ AKLAMIŞTIR. Sayın SAVCILIK MAKAMI, bu davanın son celselerinde TAM İKİ KERE BERAAT MÜTALAASI VERMİŞTİR. AVUKAT YANINDA ALINMAMIŞ OLAN POLİS İFADELERİ HUKUKEN GEÇERSİZDİR ve bunların delil olarak sayılması kanunen mümkün olmamaktadır. Bu geçersiz ifadelerin dışında ise, kızımın yargılandığı BAV DAVASI DOSYASINDA SUÇLAMALARI KANITLAYACAK TEK BİR TANE BİLE DELİL YOKTUR. Tam tersine, çocuklarımıza yönelik suçlayıcı iddiaların tümü DELİLLERLE, MAHKEME KARARLARIYLA VE BİLİRKİŞİ RAPORLARIYLA YALANLANMIŞTIR. Çocuklarımızın yargılandığı davadaki AYNI İDDİALARLA İLGİLİ DAHA ÖNCE 8 AYRI KERE ŞİKAYETTE BULUNULMUŞ, fakat bu şikayetler hakkında, 8 ayrı savcılık tarafından, BU İDDİALAR DEĞERLENDİRİLMEYE GEREK GÖRÜLMEYEREK 8 AYRI KERE TAKİPSİZLİK KARARI VERİLMİŞTİR.

Bütün bunlara rağmen, her ne kadar mahkemenin kararına saygı duysam da, kızımla beraber 3 genç kızımızın ve kızım gibi genç ve masum insanların 3 yıl hapis cezasına çarptırılmalarını anlayabilmem imkansızdır.

Bilim Araştırma Vakfı davasında yargılanan çocuklarımızın masum olduğu bu kadar açıkken, verilmiş beraat kararları ortadayken, Sayın Savcı yargılananlar hakkında tekrar tekrar beraat mütalaası vermişken, kanunen geçersiz olan polis ifadelerine dayanarak böyle bir ceza kararının çıkması masonik odakların ve bir kısım basının çabalarında ne kadar başarılı olduğunu bizlere göstermektedir. Sizin de kuşkusuz çok iyi bildiğiniz gibi, medya grubunuza bağlı çeşitli yayın organlarının da dahil olduğu basının bir bölümü tarafından, mahkemenin başından beri yoğun bir karalama kampanyası yürütülmüştür. Bu öylesine bir etki yapmıştır ki, elbette beklenen olmuş ve mahkemenin ceza kararı ile amaçlanan hedefe ulaşılmıştır. Türkiye'nin en iyi üniversitelerinde okumuş pırıl pırıl gençlerin, ülkelerine hizmetle geçecek en verimli çağlarında mahkum edilmeleri için çaba sarf eden odakların çabaları sonuç bulmuştur. Fakat bu durum yine de medya grubunuza bağlı yayın organlarını rahatlatmamıştır. Bu cezayı az bulup "cezanın üst haddi verilmesi gerekiyordu, bu ceza az" diye haber yaparak adeta yargıya etki etmeye çalışan çevreler yine size bağlı yayın organlarıdır.

Ancak anlamakta zorlandığım bir başka konu da şudur: Acaba kolej ve üniversite mezunu bir genç kızın 10 sene veya 20 sene hapis yatması bir kısım çevrelere ne gibi bir sevinç getirecektir? Bu kimi mutlu edecektir? Bunun kime ne faydası vardır? Bu kişi adam mı öldürmüştür? Katil midir? Hırsız mıdır? Herhangi birinin yolunu mu kesmiş, eşkıyalık mı yapmıştır? "3 yıl yetmez 10 yıl verin, 20 yıl verin" diye linç mantığıyla ortaya çıkılması kime ne kazandıracaktır? Evlerimizi birer matem evine çevirmek kimi mutlu edecektir?

Bundan mutlu olacak çeşitli odaklar var gibi görünmektedir.

Şimdi artık, biricik evlatlarımızı mahkum ettirebilmek için ellerinden gelen tüm çabayı gösteren, bir kısım yayın organlarını, bazı çevreleri ve birkaç aileyi kullanarak bu hatalı kararın alınmasında emeği geçen herkes sevinebilir. Yıllardır yürüttükleri hukuk dışı infial kampanyası nihayet başarılı olmuştur. Benim evladımın ve evladım gibi pırıl pırıl genç kızların, eli kanlı katillerle, gözlerini kırpmadan masum insanları katleden insanlarla aynı masada yemek yiyecek, aynı koğuşlarda kalacak olmasından dolayı mutlu olabilirler. Benim çocuğum, başını kaldırıp insanlara bakamayacak kadar utangaç, mahçup tavırlı, çekingen mizaçta bir insandır. Eğer böyle bir insanın hapiste, katillerin, uyuşturucu satıcılarının arasında, esaret altında kalıyor olması kendilerini mutlu edecekse, diledikleri gibi mutlu olabilirler.

Bizlerin ise, çocuklarımızın başına her an bir şey gelebileceği korkusuyla 3 yıl boyunca gözümüze bir an bile uyku girmeyecek. Onların can sağlığından endişe ederek yaşayacağız. Eğer bir ailenin huzurunu bozmak masonik çevreleri veya söz konusu basın organlarını mutlu edecekse, yine bu konuda emeği geçen herkes, dilediği gibi mutlu olabilir.

Sayın Aydın Doğan, size sormak istediğim şey ise şudur: Bütün bunlar karşısında vicdanınız rahat mı? Size daha önce "acaba 3 yıllık haksız ceza neden size bağlı yayın organlarını bir türlü rahatlatmadı, bunu siz vicdanen kabul ediyor musunuz" diye bir soru yöneltmiştim. Fakat bu soruma bir cevap alamadım. Evlatlarımıza karşı yoğun karalama kampanyasının başını çeken yayın organlarının temsilcisi olarak bu soruya vereceğiniz yanıt oldukça büyük önem taşımaktadır. Acaba evlatlarımıza, masum kız çocuklarına 10 yıl, 20 yıl hapis cezası verilmesini teşvik etmek, bir baba olarak sizin içinize siniyor mu? Acaba böyle bir uygulama Türkiye şartlarında sizin çocuklarınıza yapılabilir miydi? Acaba sizin kızlarınız için böyle bir netice söz konusu olur muydu? Kuşkusuz ki olmazdı.

Sayın Doğan, grubunuza bağlı yayın organlarınızın yoğun karalama kampanyasının sonrasında gelen 3 yıllık ceza kararının ardından yayın organlarınızda şu anda bir sessizlik hakim. Oysa, bu masum çocukların yargılandığı davada tekrar tekrar verilmiş olan ve bu çocukları aklayan beraat kararları ortadadır. Savcının mahkeme esnasında iki defa vermiş olduğu beraat mütalaası ortadadır. Savcının, çocuklarımızın hiçbir suçları olmadığına dair açıklaması ortadadır. Acaba bunlar yayın organlarınızda neden dile getirilmemektedir? Bu sessizliğin nedeni nedir? Haksız gerçekleştirilen karalama kampanyasının telafi edilmesinin gerektiği açıktır. Bunun için, söz konusu beraat kararlarının açıklandığı, hakka ve hukuka uygun bir yayın yapılması gerekmektedir. Eğer Türkiyemiz'in en çok takip edilen yayın organlarını bünyenizde barındırıyorsanız, sizden, bu sorumluluğun bilinci ile kökten telafi yoluna gitmeniz beklenmektedir. Güçlü, özgür ve adil bir basın ve Türkiye'nin huzuru, mutluluğu ve geleceği için bu örnek tavrı göstermeniz son derece elzemdir. Konuya gereken ehemmiyeti göstereceğinize inanıyor, saygılarımı sunuyorum.

İlhan Ulaşoğlu

 

 

 

Ana Sayfa - Arkadaşına Gönder - E-mail